(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 151, 258, 259, 265, 417)
Dava: Hava T. ile Durmuş Ç. ve Azimet Ç. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Suşehri Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.05.2005 gün ve 204/88 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 101 ada 144, 143, 156 ve 102 ada 310, 106 sayılı parseller ile 115 ada 1 sayılı parselin tarafların müşterek murisi Osman Ç.'tan kaldığını, murisin mirasının taksim edilmediğini, kadastro sırasında davalılar adına tespit edilmesi sonucu tapuların oluştuğunu açıklayarak veraset ilamındaki payı oranında vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, 144, 143, 156 ve 106 sayılı parsellerle ilgili davayı kabul ettiklerini, 115 ada 1 sayılı parselin muristen kalmadığını, vekil edeninin 3. kişi olan Haşim'den satın aldığını, 102 ada 310 nolu parselin ise davalı Azimet'in babasının ölümünden sonra imar ve ihya edildiğini açıklamıştır.
Mahkemece, 101 ada 144, 143, 156 ve 102 ada 106 nolu parsellerle ilgili davanın kabulüne, veraset ilamındaki payları oranında iptal ve tesciline, 102 ada 310 nolu parsel ile ilgili davanın reddine, 115 ada 1 nolu parsel ile ilgili davanın ise kısmen kabulüne, rapor ve krokide B harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü bakımından 115 ada 1 nolu parselin tapu kaydının iptaline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu parsellerden 101 ada 144 ve 102 ada 310 nolu parsellerin Osman oğlu Azimet Ç. adına, 101 ada 143, 156, 102 ada 106 ve 115 ada 1 sayılı parsellerin ise Osman oğlu Durmuş Ç. adına tapuda kayıtlı bulunduğu belirlenmiştir. 22.04.2005 günlü keşif tutanağında HUMK. nun 151/son maddesi gereğince davalıların alınan imzalı beyanlarında, 101 ada 144, 143, 156 ve 102 ada 106 nolu parsellerde davacının 3/15 oranında hakkı bulunduğunu kabul ettikleri, davalılar vekilinin de aynı keşif tutanağında bu hususu tekrarladığı saptanmıştır. Davalılar vekili, 30.11.2004 günlü cevap layihalarında da bu kabul beyanlarını doğrular nitelikte açıklamalarda bulunmuştur. Bu durum karşısında dava konusu yapılan 101 ada 144, 143, 156 ve 102 ada 106 nolu parsellerin tarafların ortak miras bırakanlarından kaldığı, 102 ada 310 sayılı parselinde muris ile bir ilgisinin bulunmadığı dosya kapsamı ile anlaşılmıştır. Mahkemece toplanan deliller, davalılar ve vekillerinin kabul beyanları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacı vekilinin kabulüne karar verilen 101 ada 144, 143, 156 ve 102 ada 106 nolu parseller ile reddine karar verilen 102 ada 310 nolu parsele yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Öte yandan her ne kadar hüküm fıkrasında, 101 ada 144 nolu parselin davalı Durmuş Ç. adına tapuda olan tapu kaydının iptaline denilmiş ise de, esasen bu parsel az yukarıda açıklandığı gibi Azimet Ç. adına tapuda kayıtlı olup maddi hata sonucu Azimet Ç. yerine Durmuş Ç. ismi yazılmıştır. Bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasında 101 ada 144 nolu parselin davalı Durmuş Ç. adına olan tapu kaydının iptali ile cümlesinde yer alan Durmuş Ç.'ın isminin çıkartılmasına, bunun yerine cümlenin aynısı saklı kalmak üzere Azimet Ç. isminin yazılmasına, böylece davacı vekilinin 101 ada 144, 143, 156, 102 ada 106 sayılı parsellerle ilgili temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile bu parsellere ilişkin hüküm fıkralarının HUMK. nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA,
Davacı vekilinin 115 ada 1 sayılı parsel ile vekalet ücreti ve yargılama giderleriyle ilgili temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, teknik bilirkişi A.Murat Başar'ın dosyaya sunduğu 26.04.2005 günlü rapor ve krokilerinde; 115 ada 1 nolu parsel içerisinde B harfi ile gösterilen yeşille taralı taşınmaz bölümü açısından iptal ve tescile karar verilmiştir. Davalılar; 115 ada 1 nolu parselin tamamının murisle ilgisinin bulunmadığını, Haşim isimli kişiden satın alındığını ve murisin ölümünden sonra imar ve ihya edildiğini açıklamışlardır. Yapılan keşifte taşınmazın bir bölümünün muristen kaldığı belirlenmiştir. Ne var ki, bu parsel için yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 115 ada 1 nolu parsel içerisinde teknik bilirkişinin krokisinde A harfi ile gösterdiği taşınmaz bölümünün muristen kalmadığı, B ile işaretli bölümün ise muristen kaldığı belirlendiğine göre A ve B ile gösterilen taşınmazlar arasındaki ortak sınırın kesin ve açık bir biçimde yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla açıklığa kavuşturulması gerekir. Teknik bilirkişi bu bölünmeyi neye göre, hangi yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayanarak yaptığını raporunda açıklamamıştır. Bu husus infazda duraksamaya yol açmaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları bu parseller açısından çelişkili olup sonuca ulaşmak bakımından yeterli görülmemektedir. Bu bakımdan yeniden yapılacak keşifte 115 ada 1 nolu parsel içerisinde gösterilen A ve B harfleri ile işaretli yani muristen kalan yer ile davalılar tarafından satın alınan yer arasındaki ortak sınırın dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle açık bir biçimde belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258 ve 259.maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HUMK. unn 265.maddesi gereğince bu çelişkinin giderilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde tüm parseller bakımından taşınmazın dava değerini 1.000.000.000.-TL olarak göstermiştir. Dava dilekçesinde gösterilen değere itiraz edilmediğine ve belirlenen değer üstünden harç tamamlatılmadığına göre HUMK. nun 417.maddesi gereğince dava dilekçesindeki tüm taşınmazlar bakımından gösterilen değer esas alınarak, taşınmazların m2 miktarları, ret ve kabul durumları gözönünde tutularak taraflar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek vekalet ücreti ve yargılama giderleri konusunda fazlaya hükmedilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin 115 ada 1 nolu parsel ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün bu kısımlarla sınırlı olmak üzere HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 335,00 YTL'nın temyiz edenden alınmasına, 15.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy