(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Emine Köşteri ile Zehra Özmen ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair Ermenek Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.07.2005 gün ve 247/139 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ortak miras bırakandan kalan uyuşmazlık konusu taşınmazın taksim sonucu doğu tarafta kalan yerin davalılara, batı tarafında kalan yerin ise davacıya düştüğünü, davalıların ağaç dikmek ve sınır bozmak suretiyle müdahale ettiklerini açıklayarak davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, iddianın yerinde olmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, teknik bilirkişi İsmet Karakuş ve arkadaşının dosyaya sundukları 17.06.2005 ve 30.06.2005 günlü rapor, ek rapor ve krokilerinde kırmızıyla taralı A harfi ile gösterilen 270 m2'lik taşınmaz bölümüne yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK. nun 683. maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gereken ayni hakka dayalı müdahalenin önlenmesine ilişkindir.
Mahkemece, davanın açıklandığı şekilde kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Teknik bilirkişilerin rapor ve ek raporları da infazı sağlayacak nitelikte değildir. Keşifte dinlenen davacı tanıkları İbrahim Avcı ve Ahmet Karaçör yaptıkları açıklamalarda, krokide kırmızı ve yeşil alan arasında kuzey ucunda gösterilen armut ağacının 1 metre doğusundan itibaren olan yerin Zehra'ya (davalılara) 1 metre batısından itibaren kalan yerin ise Şerife'ye düştüğünü, taksimle, ortak sınır olarak armut ağacının alındığını açıklamışlardır. Dosyadaki bilgilere göre Şerife'ye düşen yer daha sonradan davacı Emine Köşteri tarafından satın alınmıştır. Davalı tanığı Şerife Özmen ise, sınırın armut ağacından, başlamak üzere güneyde bulunan çalılığa doğru giden hat olup, yeşil alanın da davalı Zehra'nın sınırları içinde kalan bölüm olduğunu bildirmiştir. Mahkemece bu çelişki üzerinde de durulmamıştır. Teknik bilirkişiler, krokilerini hangi tanıkların beyanlarına göre çizdiklerini rapor ve krokilerden açıklamamışlardır. Krokiler ölçeksiz olup, uygulamada duraksamaya yol açmaktadır. Bu nedenle yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taksim sonucu taraflara düşen yerler arasındaki ortak sınırın belirlenmesi gerekmektedir. Davacı tanıkları beyanlarında, ortak sınır için armut ağacı esas alınmak suretiyle taksim yapıldığını bildirdiklerine göre, armut ağacından nereye doğru uzanan hattın sınır teşkil ettiğinin tanıklara ve yerel bilirkişilere açıklattırılarak saptanması, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HUMK. nun 275. maddesi gereğince çelişkinin giderilmesi, teknik bilirkişilerden infaza elverişli ve ölçekli kroki alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların keşifte dinlenmelerinin sağlanması, ortak sınır kesin olarak belirlendikten sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy