(2644 S. K. m. 2, 13) (4721 S. K. m. 641) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Ali ile Hazine aralarındaki mülkiyetin tespiti davasının kabulüne dair Baskil Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 14.07.2004 gün ve 45/90 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında davalı olması nedeniyle malik hanesi boş bırakılan 434 nolu parsel içinde kalan yaklaşık 10 dönümlük taşınmazın mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, halen su altında kaldığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zilyetliğin tespitine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu 434 nolu parselin kadastro tutanağında; Tapulama Kanununun 13. maddesi gereğince Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/42 E. sayılı dosyası ile davalı olduğundan dolayı malik hanesi boş bırakılmak suretiyle 25.8.1976 tarihinde tespiti yapıldığı belirtilmiştir.
Davacı tarafça delil olarak dayanılan Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/594 E. sayılı dava dosyası ile Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/42 E., 1976/113 K. sayılı dava dosyasında görevsizlik kararı verilmesi üzerine Baskil Tapulama Mahkemesinde görülen tespitin iptali ve tescil davasına ilişkin 1977/8 E. sayılı dava dosyası dosya içerisine konulmuştur.
Baskil Tapulama Mahkemesinin 28.01.1987 günlü ve 1987/8 E. 1987/5 K. sayılı kararından 434 ve 435 parsel sayılı taşınmazların MK. nun 641 ve Tapulama Kanununun 2. maddeleri uyarınca tapulama dışı bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin gerekçesi dosya içeriği ve toplanan delillere uygun bulunmamaktadır. Davacı, vergi kaydı maliki olmadığı gibi dava dilekçesinde delil olarak dayanılan Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/594 E. sayılı mülkiyetin tespiti davasının tarafı da değildir. Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/250 D. İş sayılı davacısı Abbas olan hasımsız delil tespiti dosyası ile aynı mahkemenin 1986/248 D. İş sayılı davacısı DSİ. Genel Müdürlüğü olan hasımsız delil tespiti dosyası da davacının delili olacak nitelikte görülmemiştir. Sözü edilen delil tespiti dosyaları sadece taşınmazın niteliğini belirtmekte olup bu yerin davacıya ait olduğunu belirlememektedir. Dava konusu yer ve çevresinin Karakaya Barajı göl suları altında kaldığı tarihten sonraki zaman süreci ile ilgili olarak toplanan deliller davanın kabulü için yeterli görülemez. Tespit öncesine ilişkin davacı zilyetliği ise toplanan deliller ile kanıtlanmış değildir.
Açıklanan nedenlerle dosya içeriği ve toplanan deliller göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy