(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713) (3116 S. K. m. 1, 3, 4) (766 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 432)
Dava: Raif Özden ile Hazine ve Gökçeali Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Çatalca 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.06.2005 gün ve 174/320 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve Gökçeali Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne 17.11.2004 günlü krokide belirtilen 4352,30 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ve köy tüzel kişiliği temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı köy tüzel kişiliğine hüküm 29.08.2005 tarihinde tebliğ edilmiş olup, HUMK. nun 432. maddesinde belirtilen onbeş günlük temyiz süresinin kaçırılmasından sonra 20.09.2005 tarihinde köy temsilcisi temyiz isteğinde bulunmuştur. Süresinden sonra yapılan temyiz isteği geçersizdir. Davalı köy temsilcisinin temyiz itirazlarının bu nedenle REDDİNE,
Dava, tapusuz taşınmazın TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Taşınmazın paftaya göre, çalılık alanda yer aldığı, ötesinin Devlet ormanı olduğu açıklanmıştır. Her ne kadar ormancı bilirkişi raporuna göre dava konusu yer 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca 1942 yılında yapılan orman sınırlama hattının dışında bırakılan orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş ise de, taşınmazın paftadaki niteliği ve Devlet ormanı ile olan bağlantısı gözönünde tutularak TMK. nun 713/3. maddesi hükmü uyarınca ilgisi yönünden davanın Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, yargılamaya geldiği takdirde savunma ve delillerinin sorulması, usulen davanın Orman İdaresine karşı yürütülüp sonuçlandırılması gerekir.
Tescil konusu taşınmaz 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca tescil dışı bırakılan bir yerdir. Davacı, dava konusu yerin kendisi ve miras bırakanı tarafından ihya edildiğini ileri sürerek tüm mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yerel bilirkişi ve tanıklar, ihya olgusu hakkında bir açıklamada bulunmaksızın kültür arazisi niteliğinde bulunan bu yerin dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Açıklandığı üzere, imar-ihya olgusu hakkında bir açıklamada bulunmamışlardır. Diğer yönden, Hazine vekili taşınmazın bulunduğu çalışma alanının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı imar planı dahilinde kaldığını ileri sürmüş, bu hususta araştırılmamıştır. İmar planı içerisinde kalan bir yerin imar-ihya yoluyla kazanılması mümkün olmaz. Ancak, imar planı içerisine alınma tarihine kadar ihya edilip kazanma süresi geçmiş ise o takdirde kazanılmış hak gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden, Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrası uyarınca imar planı içerisinde kalan bir yer olup olmadığının merciinden sorulması, tescil konusu taşınmazın kuzeyinde yer alan 113 parsele uygulanan tapu kaydı mer'a sınırını içerdiğinden bu yere ait mer'a kayıtlarının getirtilmesi, ondan sonra yerel, teknik, ormancı bilirkişiler aracılığıyla taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan bu yerin imar-ihya edilip edilmediği, ihya edilmiş ise bu olgunun hangi tarihte tamamlandığı, imar planı içerisinde kalıp kalmadığının araştırılması, kesinleşmiş orman tahdit hattının dışında kalıp kalmadığının yeniden belirlenmesi, uzman bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, davada Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yazılı hiçbir belgeye dayanılmadığına göre aynı çalışma içinde davacı adına belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil, dava açılıp açılmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden, kuru veya sulu nitelikte bulunup bulunmadığının merciinden sorulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Kabul şekline göre de yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi, avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri hiçbir halde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 294,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy