(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713) (3116 S. K. m. 1, 3, 4) (1086 S. K. m. 432) (766 S. K. m. 2)
Dava: Abdullah Gündoğdu ile Hazine ve Gökçeada Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne dair Çatalca 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.04.2005 gün ve 173/218 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde, süre geçirildikten sonra ise Gökçeada Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 17.11.2004 günlü krokide A harfi ile gösterilen 977.45 m2 yerin davacı, B harfi ile gösterilen 1325.17 m2 yerin Hazine adına tapuya tesciline, C harfi ile gösterilen 2271.95 m2 yerin mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili ve köy tüzel kişiliği temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisine hüküm 29.08.2005 tarihinde tebliğ edilmiş olup, HUMK. nun 432. maddesinde belirtilen onbeş günlük temyiz süresinin kaçırılmasından sonra 20.09.2005 tarihinde temyiz isteğinde bulunmuştur. Süresinden sonra yapılan temyiz isteği geçersizdir. Davalı köy temsilcisinin temyiz itirazlarının bu nedenle REDDİNE,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz kadastro paftasında çalılık alanda yer almakta olup, ötesi Devlet ormanıdır. Ormancı bilirkişi dava konusu yerin 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca 1942 yılında yapılan orman sınırlama hattının dışında bırakılan orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş ise de, taşınmazın paftadaki niteliği ve Devlet ormanı ile olan bağlantısı gözönünde tutularak TMK. nun 713/3. maddesi hükmü uyarınca ilgisi yönünden davanın Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, yargılamaya geldiği takdirde savunma ve delillerinin sorulması, davanın Orman İdaresine karşı yürütülüp sonuçlandırılması gerekir.
Tescil konusu taşınmaz 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca tescil dışı bırakılan bir yerdir. Davacı, dava konusu yerin kendisi ve miras bırakanı tarafından ihya edildiğini ileri sürerek adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yerel bilirkişi ve tanıklar, ihya olgusu hakkında bir açıklamada bulunmaksızın kültür arazisi niteliğinde bulunan bu yerin dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Açıklandığı üzere, imar-ihya olgusu hakkında bir açıklamada bulunmamışlardır. Diğer yönden, Hazine vekili taşınmazın bulunduğu çalışma alanının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı imar planı dahilinde kaldığını ileri sürmüş, bu hususta araştırılmamıştır. İmar planı içerisinde kalan bir yerin imar-ihya yoluyla kazanılması mümkün olmaz. Ancak, imar planı içerisine alınma tarihine kadar ihya edilip kazanma süresi geçmiş ise o takdirde kazanılmış hak gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden, Kadastro Kanununun 17.maddesinin son fıkrası uyarınca imar planı içerisinde kalan bir yer olup olmadığının merciinden sorulması, tescil konusu taşınmazın kuzeyinde yer alan 117 parsele uygulanan tapu kaydı bayır sınırını içerdiğinden bu yere ait mer'a kayıtları ile çevredeki 113, 114, 115, 116 parsellere ait tutanak ve dayanakları belgelerin getirtilmesi, ondan sonra yerel, teknik, ormancı bilirkişiler aracılığıyla taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan bu yerin imar-ihya edilip edilmediği, ihya edilmiş ise bu olgunun hangi tarihte tamamlandığı, imar planı içerisinde kalıp kalmadığının araştırılması, kesinleşmiş orman tahdit hattının dışında kalıp kalmadığının yeniden belirlenmesi, uzman bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, davada Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı hiçbir belgeye dayanılmadığına göre aynı çalışma alanı içinde davacı adına belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil, dava açılıp açılmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden, kuru veya sulu nitelikte bulunup bulunmadığının merciinden sorulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Kabul şekline göre de yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi, avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri hiçbir halde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy