(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12, 14) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Ali Bostan ile Orman İşletme Müdürlüğü, Küçükkızılcık Köyü Tüzel kişiliği ve Hazine aralarındaki tescil davasının reddine dair Göksun Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 18.02.2005 gün ve 311/46 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı ve vekil edenine ait 371 nolu parselin bitişiğinde bulunan yaklaşık 500 m2 miktarındaki taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğine yöntemine uygun biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Davalı Orman İdaresi vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazla ilgili olarak Sulh Ceza Mahkemesinde açılmış dava bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalı köyün kadastro çalışmalarının 05.01.1985 tarihinde kesinleştiğini, davanın açıldığı 08.11.2004 tarihinden itibaren 20 yıllık kazanma süresinin dolmadığını, ayrıca, davacıya ait 371 sayılı parselin 2.9.1994 tarihinde kesinleştiğini, bu tarihten itibaren de 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro Müdürlüğünün 07.02.2005 günlü yazılarında; taşınmazın bulunduğu Küçükkızılcık köyünde kadastro çalışmalarının 16.05.1983 - 05.12.1984 tarihleri arasında yapıldığı, uyuşmazlık konusu yerin 766 sayılı Tapulama Kanununun 2.maddesi gereğince tapulama dışı bırakıldığı kanısında olduğunu ve kadastro çalışmalarının 05.01.1985 tarihinde kesinleştiğini bildirmiştir. Mahkemece, hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan, taraf delillerini sorup toplamadan 371 nolu parselin kadastro tutanağına ve Kadastro Müdürlüğünden gelen ve açıklanan yazıya göre hükmünü kurduğu anlaşılmıştır. Kural olarak kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı bırakılan bir yer, tespit dışı bırakıldığı tarihten itibaren dava tarihine kadar 20 yıllık kazanmayı sağlayan süre ile diğer koşulların gerçekleşmesi halinde taşınmazın edinilmesi mümkün olabilir. Davacı vekili, vekil edenine ait 371 nolu parselin bitişiğinde bulunan yaklaşık 500 m2'lik taşınmaz bölümünün tescili isteğinde bulunmuştur. 371 nolu parselin kadastro tutanağı 28.06.1983 tarihinde düzenlenmiş olup, yüksek bir olasılıkla tespit dışı bırakılan ve dava konusu edilen yerin bu tarihte tespit dışı bırakıldığı görülmektedir.
Dava, 8.11.2004 tarihinde açıldığına göre ilke olarak yalın haliyle 20 yıllık sürenin dolmuş olduğu anlaşılmaktadır. Bundan ayrı kadastro dışı bırakılan ve paftasında gösterilen yerler hakkında tutanak düzenlenmediğinden bu gibi yerler hakkında 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinin uygulama olanağı da bulunmamaktadır. Kazanma süresi ve koşulları kesinleşme tarihinden itibaren değil, tespit dışı bırakıldığı tarihten itibaren hesaplanmaktadır. Dava, TMK. nun 713/1.maddesi gereğince ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davası olduğuna göre, aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca Hazine kanuni hasım durumunda olup davanın bu nedenle diğer kamu tüzel kişileri yanında Hazine'ye de yöneltilmesi zorunludur. Bu bakımdan öncelikle TMK. nun 713/1 ve 3.maddeleri gereğince davanın Hazine'ye yöneltilmesi, tüm taraflara delillerini sunmaları için süre ve imkan tanınması, Hazine'nin savunmasında dayandığı Sulh Ceza Mahkemesi dosyası getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması, tespit dışı bırakılma tarihinin yeniden Kadastro Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan, taraf delilleri toplanmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy