(3402 S. K. m. 16) (4721 S. K. m. 984, 985, 986, 987)
Dava: Cuma Ali Özek ile İbrahim Özpekcan aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair Karaman Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 04.04.2005 gün ve 544/364 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin gider olmadığından reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeninin zilyetliğinde bulunan tahminen 1360 m2 yüzölçümlü taşınmaz içerisindeki ağıl, müştemilat ve eklentilerine davalının müdahalesinin önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle, davacının taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi ve hakkı olmadığından davacı sıfatının bulunmadığını, mülkiyeti Hazine'ye ait taşlık arazide bulunan ağıl ve müştemilatının 1972 yılından beri vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu, davacının davaya konu yeri vekil edenine devrettiğini, hatta 1972 yılında yapılan tadilatta bina molozlarının davalı tarafından devir bedeli olarak alınıp götürüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu ağılın yaklaşık 55 yıl önce davacı tarafından yapıldığı, dava konusu yerin bulunduğu alanın 1970'li yıllarda yapılan kadastro çalışması sırasında tapulama harici bırakılarak parsel numarası verilmeyen çok geniş bir alanda yer alan mer'a ve yayla niteliği taşıyan bir yer olduğu, taşınmazın bulunduğu köyün nüfusuna kayıtlı olan davacının mer'ayı kullanma hakkının bulunduğu, davalının ise aynı köy nüfusuna kayıtlı olmadığı, davacının rızası dışında bir süre oturmasının ona bir hak bahşetmeyeceği, Kaymakamlık tarafından men ve tecavüz nedeniyle Sulh Ceza Mahkemesince mahkum edildiği, bu nedenlerle davacının haklarının korunması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişisi Mehmet Günay tarafından hazırlanan 24.02.2005 tarihli raporda gösterilen alanın tamamında haksız olan müdahalesinin men'ine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalar ve dosya içeriğine göre dava konusu taşınmaz mer'a vasfındaki bir yerdir. 4342 sayılı Mer'a Kanunu hükümlerine ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmüne göre bu tür yerler Devletin hüküm ve tasarrufunda olup özel mülkiyete konu edilemezler. Dava konusu taşınmazın belirlenen niteliğine göre dava TMK. nun 984-987. maddeleri gereğince çözümlenmesi gereken zilyetliğin korunmasına ilişkindir. 13.3.2003 tarihinde açılan davanın yapılan keşiflerinde dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf tanıkları taşınmazı 1950'li yıllarda davacının 1970'li yılların başından bu yana da davalının kullandığını bildirmişler, dava dosyasında belirtilen men kararı ve Sulh Ceza Mahkemesinin dosyasında da davacının taraf olmadığı müştekinin köy muhtarı olduğu görülmüştür. TMK. nun 984. maddesine göre gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlatılarak iki ay ve her halde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Davanın açıldığı tarih itibariyle hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken değişik düşüncelerle davanın kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı İbrahim Özpekcan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve 14,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy