(1086 S. K. m. 427) (6831 S. K. m. 1, 37) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Zeki Ateş ile Mümtaz Ateş aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne ve ecrimisil davasının reddine dair Koçarlı Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 06.04.2005 gün ve 53/105 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeniyle davalının ortak miras bırakan babası Hüseyin'in 1982 yılında taşınmazları paylaştırıp Düğün alanı mevkiinde bulunan taşınmazı vekil edenine vermiş olmasına karşın içerisindeki yedi tane çam fıstığı ağacını kardeşi Cemil'e bıraktığını, onunda tüm haklarını davalı Mümtaz Ateş'e satıp devrettiğini, davalının buna dayanarak vekil edenine ait taşınmaz üzerindeki 25 adet çam ağacının kozalaklarını toplamak suretiyle yararlanmasını önlediğini açıklayarak elatmasının önlenilmesine ve kozalak bedeli olan 150.000.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerin orman olduğunu, kazanma ve yararlanma koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenilmesi davasının kabulüne, işgal tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hüküm davalı vekiline, 20.05.2005 tarihinde tebliğ edilmiş, 27.05.2005 tarihinde süresinde temyiz isteğinde bulunmuştur. Mahkemece 5219 sayılı Kanunla değişik HUMK. nun 427.maddesi hükmü uyarınca hükmün kesin olduğu gerekçesiyle 01.06.2005 gün 53/105 esas ve karar sayılı ek kararla davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmaza elatmanın önlenilmesi isteğine ilişkindir. Taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın değeri ne olursa olsun sonuçta verilen hükmün temyiz kabiliyeti bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, HUMK. nun 427.maddesindeki kesinlik sınırı taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıkları kapsamadığından davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazı yerinde olduğundan 01.06.2005 gün 53/105 esas ve karar sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına oybirliğiyle karar verilip işin esasının incelenmesine geçildi.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edenine miras bırakanının sağlığında verdiğini ileri sürerek istekte bulunmuş, davalı vekili dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu savunmuştur. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu açıklanmıştır. 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yer üzerinde tarafların hususi hukuk hükümlerine göre zilyetlik kurmaları mümkün değildir. Ancak Orman Kanununun 37. maddesi hükmü uyarınca orman ürünlerinden yararlanmasına Orman İdaresince belli koşullar altında izin verilir. Somut olayda Tarafların herhangi bir başvurusu olmadığı gibi orman idaresince de bir tahsis bulunmamaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar yöredeki örf ve adet uyarınca bu tür yerlerin zilyetlerinin orman ürünlerinin toplanmasının mümkün olduğunu bildirmişlerdir. Dava konusu taşınmazın miras bırakan Hüseyin tarafından sağlığında davacıya bırakıldığı ve davalının bu yerdeki ürünleri topladığı belirlenmiş bulunduğuna göre yazılı şekilde hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy