(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 17) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Hasan Atış ile Hazine, Kurumeşe Köyü Tüzel Kişiliği, dahili davalılar DSİ Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Karasu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.06.2005 gün ve 112/141 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 20 dönüm miktarındaki taşınmazın vekil edeni tarafından kullanıldığını, zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, Karayolları ve DSİ vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarına dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Orhan Murat'ın 23.12.2004 günlü rapor ve krokisinde A ve B harfleriyle gösterilen toplam 20119.76 m2'lik taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve taksim hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşulları ve süresinin davacı yararına gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uzman bilirkişi orman yüksek mühendisi Ahmet Karataş'ın dosyaya sunduğu 11.10.2004 günlü raporu ve açıklanan gerekçeleri sonuca ulaşmak açısından yetersiz bulunmaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 1949 yılında 3116 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlandırmasında taşınmazın ormancı bilirkişinin krokisinde A harfi ile işaretli bölümü kesinleşen orman sınırları dışında, B harfi ile gösterilen kısmı ise kesinleşen orman sınırları içinde kalan yerlerden olduğu, 1975 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince yapılan uygulamada ise, krokide B harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarıldığı açıklanmış ise de, 6831 sayılı Kanunun değişik 2. maddesi uygulamasına ilişkin kesinleşen tutanaklar, belgeler ve buna ilişkin haritalar orman yönetiminden getirtilerek dosya arasına konulmamış ve gerekli denetim sağlanamamıştır. Her ne kadar, uzman orman bilirkişisi 2. madde ile ilgili çalışmaların 1977 yılında kesinleştiğini açıklamış ise de, 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince yapılan çalışmaların hangi tarihte kesinleştiğine ilişkin belgelerde dosya arasında bulunmamaktadır. Bu bakımdan 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu B harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin belgeler, tutanak ve haritanın orman yönetiminden getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra uzman bilirkişi başka bir orman mühendisi vasıtasıyla yerinde keşif yapılması, bu belgelere göre taşınmazın 2. madde ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, yapılan çalışmaların kesinleştiğine ilişkin belgenin dosya arasına konulması, kazanma süresi ve koşullarının orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin kesinleştiği tarihten itibaren başladığının düşünülmesi, davacıya ait 217 sayılı parsele ait kadastro tutanağı ve ekleri getirtilerek dosya arasına konulması, miktar sınırlaması yönünden gözönünde tutulması, yine taşınmaza komşu 245 sayılı parsele uygulanan Gölkırmaz mevkiine ait 28 tahrir nolu vergi kaydının bulunduğu yerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, vergi kaydının taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması ve taşınmazın kesin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan teknik bilirkişinin rapor ve ek raporuna göre taşınmazın içinde Sakarya - Karasu Devlet karayolu geçtiği halde bu kısmın da tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Teknik bilirkişi raporunda yol sahasının 1496.41 m2 olduğu belirlenmiştir. Taşınmazdan yol geçirilmekle kamu emlakına dönüşmüştür. Artık bu yerin tesciline karar verilemez. Ancak, kamulaştırmanın yapıldığı ve yolun altında kaldığı tarihe kadar kazanma süresi ve koşulları oluşmuş ise bu takdirde bu bölüm bakımından mülkiyetin tespitine karar verilmesi düşünülmelidir. Bundan ayrı, DSİ vekilinin vekaletnamesi de dosya arasında bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy