(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (492 S. K. m. 13)
Dava: Hüseyin Akçakaya ile Hazine ve Damlıboğaz Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Milas 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.06.2005 gün ve 521/209 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın imar-ihya, kazanmayı sağlayan zilyetlik, mirasen intikal ve taksim hukuksal sebeplerine dayalı olarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği, oturumlara katılmadığı gibi cevapta vermemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri uyarınca açılan tescil davasıdır.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece, eksik inceleme ve araştırma gereğine işaret edilerek nedeniyle hüküm bozulmuştu. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma ile dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarında kayalık, taşlık alanlar ve zilyetlik veya kayden maliki bulunmaması sebebiyle tespit harici bırakılan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Sınırında yer alan 401, 402 sayılı parsellerin kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre, belgesizden zeytinlik olarak tespit ve tescil edildikleri, 579 sayılı parselin idari yoldan Hazine adına çalılık, 594 sayılı parselin ise hükmen 3.kişi adına zeytinlik olarak tescil edildikleri gelen dayanak belgeleri ve tapu kayıtlarından belirlenmiştir. Yine bozma ilamında açıklandığı üzere, 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince belgesizden davacı murisinin edindiği taşınmaz miktarı araştırılmış, engel bulunmadığı belirlenmiştir. Böylece, bozma ilamına uygun araştırma ve inceleme yapılıp gerekleri yerine getirilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1965 yılında yapılan kadastro tespitinde taşlık, kayalık ve kimse tarafından zilyet edilmediğinden tespit dışı bırakılan bir yer olduğu Kadastro Müdürlüğünce bildirilmiş, taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarda evvelce çalılık, delicelik iken 40 yıl kadar önce davacının babası tarafından çalılıktan temizlenip, delicelikler aşılanarak imar ihya edilip, 1998'de ölene kadar zilyet edildiğini ve mirasçıların yaptığı taksim sonucu davacıya isabet etmesi ile davacının zilyetliğinde olduğunu beyan etmişlerdir. Teknik bilirkişi taşınmazın 20850,39 m2 olduğuna dair rapor ve kroki düzenlemiş, orman mühendisi bilirkişi 1966 yılında kesinleşen orman tahdit haritasının uygulanması sonucu orman sınırları dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu, uzman zirai bilirkişi ise etrafındaki taşınmazlar gibi 30-40 yaşlarında mahsuldar zeytinlik vasfında, kıraç tarım arazisi olduğunu raporlarında açıklamışlardır. Toplanan bu delillere göre davacı lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının oluştuğu saptanıp bu gerekçe ile mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy