(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı-karşı davalı Mehmet Ali Keklici ile davalı-karşı davacılar Remzi Baydar ve karşı-davacı Mehmet Selim Eser aralarındaki tapu iptali, tescil, elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Bulanık Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.12.2004 tarih ve 81/586 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı ve karşı davacılar vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı-davalı M.Ali Keklici vekili, davalı Remzi'nin 151 parseline elatmasının önlenilmesine ve 1000 YTL. işgal tazminatının tahsiline,
Davalı-karşılık davacılar, Remzi Baydar ve Mehmet Selim Eser vekili 16.05.1968 gün 42 no.lu tapu kaydı ve kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle 151 parsel kapsamında kalan 10000 m2 yere ilişkin tapu kaydının iptaliyle vekil edenleri adına eşit olarak tapuya tesciline, davalı Remzi aleyhine açılan elatmanın önlenilmesi ve işgal tazminatı davasının reddine,
Karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, Davalı-karşı davacı Remzi Baydar'ın davasının kesin hüküm, sair davacı Mehmet Selim Eser'in davasının hakdüşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddine, davalı Remzi Baydar'ın 151 parsele elatmasının önlenilmesine, 722.15 YTL.nin davalı Remzi'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait işgal tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 151 parsele ilişkin kadastro tutanağında 72 no.lu tapu kaydına dayanılarak 15.07.1982 gününde İbrahim Keklik adına tespit edilmiş, itirazı komisyonca reddedilen Ahmet Yılmaz, Tahir Eser ve Ramazan Baydar'ın tesbit maliki İbrahim Keklikci aleyhine açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda davacıların davasının kısmen kabulüne, 05.07.1991 tarihli rapora ekli krokide A harfiyle gösterilen 6000 m2 yere ilişkin tespitin iptaliyle davacı Tahir Eser ve Remzi Baydar adına tapuya tesciline, geriye kalan 16000 m2 yerin tespit gibi Hüseyin oğlu İbrahim Keklik adına tapuya tesciline karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Yargıtay'ca onanarak 25.1.1995 gününde kesinleştiği açıklanmıştır.
Mahkemece, gün ve sayısı açıklanan Kadastro Mahkemesinin hükümü davacı Ramazan Baydar yönünden kesin hüküm kabul edilerek bu sebeple davasının reddine karar verilmiştir. Bir hükmün HUMK.nun 237. maddesi hükmü uyarınca kesin hüküm sayılabilmesi için her iki davanın tarafları, konusu ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir. Davacı Mehmet Ali'nin Kadastro Mahkemesinde davalı olan İbrahim Keklikci'nin halefi olduğu yönünden dosyada herhangi bir bilgi mevcut değildir. Dava konusu parsel temlik yoluyla davacı Mehmet Ali adına tapuya tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmaz ve dayanılan sebep bakımından birlik mevcut ise de taraf birliği bakımından duraksama hasıl olmuştur. Mahkemece bu husus üzerinde durulmadan yukarda gün ve sayısı yazılı Kadastro Mahkemesi hükmünün kesin hüküm kabul edilerek davalı-karşı davacı Remzi yönünden davanın kesin hüküm sebebiyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Öncelikle bu husus üzerinde durulması, taraf birliği mevcut ise davanın şimdiki gibi reddine, taraf birliği söz konusu değilse o taktirde iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Diğer karşı davacı Mehmet Selim Eser vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece dava konusu 151 parselin 16.01.1983 gününde askıya çıkarıldığı, itiraz edilmediği, tutanağının 17.2.1983 gününde kesinleştiği o tarihten 12.7.2004 dava gününe kadar 3402 s. Kadastro Yasasının 12/3 maddesinde belirtilen 10 senelik hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Az önce de açıklandığı üzere 151 parsele ilişkin tutanak hükmen 25.01.1995 gününde kesinleşmiştir. Tutanak bir tüm olup herkes için aynı tarihte kesinleşir. Davacı Mehmet Selim yönünden askı ilan süresinin bitim gününden itibaren hakdüşürücü sürenin hesap edilmiş olması doğru değildir. Sair yönden mahkemece Kadastro Mahkemesindeki Tahir Eser'in görülmekte olan davanın davacısı Mehmet Selim'in miras bırakanı olduğu ileri sürülmüş ise de bu yönde nüfus kaydı veya mirasçılık belgesiyle doğrulanmamıştır. Bu husus üzerinde durulması, Mehmet Selim yönünden kesin hüküm söz konusu değilse hakdüşürücü sürenin geçmemiş olduğu gözönünde tutularak iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı nitelendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 11,20 YTL peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 15.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy