(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Hasan Kürtül ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Elbistan 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.12.2004 gün ve 497/754 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edenine miras bırakanından kalan 1000 m2 yerin kadastro tespiti sırasında Hazine'ye ait 111 ada 26 sayılı parsel içerisinde tespit ve tescil edildiğini açıklayarak kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle bu yere ait tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişiler Nurten Şeran ve Abuzer Canlı tarafından dosyaya sunulan 5.10.2004 günlü rapor ve krokisinde B harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü hakkındaki davanın reddine, A harfi ile işaretli taşınmaz bölümüne yönelik davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, bağış, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın niteliği de duraksamaya yol açmaktadır. Uyuşmazlık konusu 111 ada 26 sayılı parsel, 11.7.2001 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 2.957.000 m2.yüzölçümlü olarak hali arazi, taşlık ve kayalık niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, tutanağın kesinleşmesi sonucu tapu oluşmuştur. Uzman bilirkişi ziraat mühendisi tescili istenen ve krokide B harfiyle gösterilen kısım üzerinde taşınmazın içerisinde geven ve otsu mer'a bitkilerinin bulunduğuna işaret edilmiştir. Reddine karar verilen ve B harfi ile gösterilen kısım mer'a niteliğinde olduğu belirlendiğine ve taşınmazın yüzölçümü büyüklüğü de gözetildiğinde tesciline karar verilen kısmında mer'adan açılan yerlerden olduğu izlenimi edinilmektedir. Kaldı ki davalı temsilcisi savunmasında taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklamıştır. Geniş anlamı ile bu kavramın içine mer'a, yaylak ve kışlak gibi benzeri yerlerde girmektedir.
Bu bakımdan taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenebilmesi için kadastro tespitinin yapıldığı 11.7.2001 tarihinden öncesine ve sonrasına ait taşınmazın bulunduğu bölgeye ait hava fotoğrafları, topografik harita ve gizli memleket haritası ile taşınmazın bulunduğu Gücük köyüne ait tahsisli ve kadim mer'a kayıtları taşınmaza komşu 23, 24 ve 25 nolu kadastro parsellerine ait kadastro tutanak ve ekleriyle kadastro sırasında bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra uzman teknik ve yerel bilirkişiler ile tanıklar vasıtasıyla mahallinde keşif yapılması, sözü edilen ve getirtilmesi istenen tüm belgelerin zemine uygulanması, taşınmazın tahsisli mer'a kayıtları kapsamında kalıp kalmadığının, şayet bu belgeler kapsamında kalmıyor ise kadim mer'adan açılmak suretiyle elde edilip edilmediğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisinde işaret ettirilmesinin sağlanması, uzman bilirkişilerden uygulanması istenen hava fotoğrafları, gizli memleket haritası ve topografik haritaya göre taşınmazın niteliğini belirleyen gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, hava fotoğraflarıyla topografik haritanın steroskopik incelemeye tabi tutulması, uzman bilirkişi başka bir ziraat mühendisi vasıtasıyla taşınmaz ve çevresi bir bütün düşünülerek önceki bilirkişi raporu da gözönünde tutularak toprak yapısı incelenmek suretiyle taşınmazın kadim mer'adan elde edilen yerlerden olup olmadığı hususunda rapor sunulmasının istenilmesi, taşınmaz taşlık ve kayalık niteliğiyle Hazine adına tespit edildiğine göre, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu düşünülerek 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca imar ve ihyanın tüm olumlu ve olumsuz koşullarının araştırılması, kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren başladığının düşünülmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu bir karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy