(4721 S. K. m. 683)
Dava: İlyas K. ile Emine K. aralarındaki elatmanın önlenilmesi ve tazminat davasının reddine dair Fındıklı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.06.2005 gün ve 373/337 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazına, davalının yaklaşık 300 m. girmek suretiyle ve sınırı kaldırarak müdahalede bulunduğunu açıklayarak davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine ve 150.000.000 TL. tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TMK. nun 683.maddesi uyarınca ayni hakka dayalı müdahalenin önlenmesi ve tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, gösterdiği gerekçe yerinde bulunmamaktadır. Dava, 21.4.2005 tarihinde açılmış, aynı tarihte tensibi yapılarak verilen ara kararının 2 nolu bendiyle Kaymakamlıktan bilirkişi listesi istenilmiş ve üç yerel bilirkişinin ismini içeren zabıta araştırmasına ilişkin evrak 24.5.2005 günlü olarak dosya arasına konulmuştur. Kesin süreyi içeren ara kararı ise 26.5.2005 tarihinde verilmiş olup aynen, davacı ve davalıya bu davayla ilgili olarak şahit dahil her türlü delillerini sunmaları için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, bu süre içinde şahitlerini ve diğer delillerini bildirmedikleri taktirde delil ibrazından vazgeçmiş sayılacağına ve eldeki mevcut delillerle karar verileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı) denilmektedir. Görüldüğü gibi kesin süreye ilişkin ara kararı verildiği tarihten iki gün önce Kaymakamlıktan yerel bilirkişi listesi gelmiş ve dosyaya konulmuştur. Şu halde delillerin bir kısmı dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre taşınmaz tapusuz olup, TMK. nun 683.maddesi gereğince açılan bu tür davaların da yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla kanıtlanması mümkün bulunmaktadır. Şu halde, Kaymakamlıktan gelen yerel bilirkişiler vasıtasıyla keşfin yapılması ve toplanacak delillere göre bir hüküm kurulması olanaklı görülmektedir. Bu delil listesi gözardı edilerek kesin süre içinde tanık ve diğer delillerin bildirilmediği ve buna bağlı olarak davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy