(4721 S. K. m. 713)
Dava: Sebahattin Taşkıran, İlyas Taşkıran ve Bahattin Taşkıran ile Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil ve elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Cide Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.06.2005 gün ve 45/116 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenleri adına tespit ve tescil edilen 102 ada 27 parselle bir bütün olan taşınmazın bir bölümünün kuzey sınırından geçen Kurucaşile-Cide Devlet karayolunun içerisinde bırakıldığını belirterek bu yerin tapu kaydının iptaliyle vekil edenlerine ait parsele ilave edilmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, dava konusu taşınmaz bölümünün Devlet karayolu içerisinde kaldığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yerin Devlet karayolu içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalara göre 27 parselle bir bütün olan ve kadastroca yol olarak bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre davanın TMK. nun 713/1. maddesinde yazılı tescil davası olarak yürütülüp sonuçlandırılması gerekir. Anılan maddeye göre bu tür uyuşmazlıklarda davanın yasal hasım olan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılması gerekir. Hazine'ye dava yöneltilmeden sadece Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı davanın açılıp yürütülmüş olması doğru değil ise de; hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
İşin esasına gelince; Davacılara ait 27 parsel 1995 yılında yapılan kadastro çalışmalarında belgesizden tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasındaki belgelere göre 27 parselin sınırından geçen Devlet karayolu nedeniyle 1977 yılında kamulaştırmaların yapıldığı bildirilmiştir. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ekli krokiye göre tescili istenilen taşınmaz kamulaştırma alanında yol olarak kullanılan yerde kaldığı açıklanmıştır. Taşınmaz kamulaştırma ve yol olarak kullanılmak suretiyle kamu emlakına dönüşmüştür. Böyle bir yerin tescili mümkün olmaz. Mahkemece bu gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 15.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy