(3402 S. K. m. 17, 18) (4721 S. K. m. 713, 999) (3621 S. K. m. 5)
Dava: Davacı-davalı Mustafa Kaya, Davalı-davacı Hazine, müdahil davacılar Ramazan Erdoğan ve müşterekleri ile Okurcalar Belediye Başkanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki elatmanın önlenilmesi, yıkım ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Alanya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.05.2005 gün ve 328/831 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı Hazine vekili ile müdahil davacı Ramazan Erdoğan vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı-davalı Mustafa Kaya, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı yaklaşık 5 dönüm yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı- karşı davacı Hazine vekili, davacı Mustafa'nın dava konusu yere elatmasının önlenilmesine, yapmış olduğu binaların yıkılmasına ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davaya katılan Ramazan Erdoğan, tescil konusu taşınmazın adına kayıtlı 5.1.1976 gün ve 1 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığını belirterek davacı Mustafa ve Hazine'nin davalarının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davaya katılan Mehmet Çelik ve Durali Çelik tescil konusu yerin kendilerine ait olduğunu belirterek adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, uyulan Yargıtay bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonunda 15.4.1996 tarihli krokide A harfiyle gösterilen 1717.07 m2 ve A3 ile gösterilen 845.47 m2 olmak üzere toplam 2562.54 m2 yerin davacı Mustafa Kaya adına tapuya tesciline, krokide A5'le gösterilen 591.33 m2 ve B2 ile gösterilen 750.23 m2 ve C ile gösterilen 178.45 m2 yere davalı Mustafa Kaya'nın elatmasının önlenilmesine, üzerindeki yapıların yıkılmasına, Hazine'nin tescil isteğinin reddine, davaya katılan Ramazan Erdoğan'ın isteği hakkında daha önce karar verilmiş ve kesinleşmiş bulunduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, A5 ve B2 ile gösterilen kısımların kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle tescil dışı bırakılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davaya katılan Ramazan Erdoğan vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya katılan Ramazan, davacı-karşı davalı Mustafa ve Hazine'nin tescilini istediği taşınmaz bölümlerinin adına kayıtlı 5.1.1976 gün ve 1 nolu tapu kaydının içinde kaldığı gerekçesiyle davaya katılmıştır. Bozmadan önce yapılan uygulama ve incelemeye göre davaya katılan Ramazan'ın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, dava dışı 907, 908, 924, 925, 926, 927 ve 928 parsellere revizyon gördüğü ve ayrıca davacının bu yerde zilyetliğinin bulunmadığı vurgulanmak suretiyle isteğinin reddine karar verilmiş, temyizi üzerine 14.12.2000 gün ve 7915/9718 esas ve karar sayılı hükümle temyiz isteğinin reddine karar verilmiş, karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın adı geçenin isteğine ilişkin hüküm bölümü kesinleşmiştir. Mahkemece de bu yön göz önünde tutularak davaya katılan Ramazan'ın isteği hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru değildir. Davaya katılanın kendisi yönünden kesinleşmiş bulunan bir hükmü temyize yetkisi yoktur. Açıklanan nedenlerle davacı Ramazan'ın temyiz isteminin REDDİNE,
Davalı-karşı davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı-karşı davalı Mustafa Kaya tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmaz bölümlerinin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre 15.4.1996 günlü krokide A harfiyle gösterilen 1717.07 m2 ve A3 ile gösterilen 845.47 m2 yerin imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiği, dava tarihine kadar karşı davacı Mustafa Kaya tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği görüşünden hareketle taşınmazların bu bölümlerinin tesciline karar verilmiş ise de, uyulan bozma ilamı uyarınca uzman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 19.3.2003 günlü raporda tescil konusu taşınmaz bölümünün üzerinde kum oluşumuna rastlanılmadığı, tarımsal faaliyete müsait komşu taşınmazların devamı niteliğinde olduğu açıklanmış ise de, bozmadan önce keşifte dinlenen bilirkişi kurulunun düzenlediği 31.10.1994 günlü raporda ekli krokide gösterilen 932.23 m2 yerin kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden C harfiyle gösterilen 178.45 m2'lik bölümün Devlet Karayolu kamulaştırma alanı içerisinde kaldığı, diğer taşınmaz bölümlerinin teraslanma yapılmak suretiyle ve toprak taşınarak üzerinde tarım yapıldığı bildirilmiştir. Ayrıca taşınmazın niteliğinin belirlenmesine esas olmak üzere keşiflerde dinlenen uzman bilirkişi kurullarının raporlarına ekli dava konusu taşınmaz ve çevresini kapsayan resimlerden bu yerlerin üzerinde hiçbir tarımsal faaliyet yapılamayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Taşlık ve çalılık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerin kazanılabilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki koşullar altında imar-ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması gerekir. Mahkemenin denetimi altında çekilen uzman bilirkişilerin raporlarına ekli resimlere göre dava konusu edilen yerlere kültür arazisi niteliği kazandırılmamıştır. İmar ve ihyadan söz edebilmek için taşınmazın para ve emek sarfedilmek suretiyle kültür arazisi haline getirilmesi gerekir. Diğer yönden ev ve binalar yapmak imar ve ihya sayılmaz. Taşınmaz ihya edilmeden toprak taşınmak suretiyle tasarrufta ihya kapsamına girmez. Tüm bu yönlere işaret edilmek suretiyle taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin bozmalar sevk edilmiştir. Bu açıklamalar karşısında tescil konusu edilen taşınmazların olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tescili mümkün değildir. Davacı Mustafa'nın davasının reddine karar verilmesi gerekirken bu yönler göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasında isabet görülmemiştir. Davalı Hazine vekilinin hükmün 1.bendinde yazılı A2 harfiyle yazılı 1717.07 m2 ve A3 ile gösterilen 845.47 m2 yere ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu bölümlerinin BOZULMASINA,
Davalı Hazine vekilinin tescil isteminin reddine ilişkin hüküm bölümüne gelince;
Davacı-davalı Mustafa'nın tescil davası açması üzerine, davalı-karşı davacı Hazine vekili davacı Mustafa'nın tescil isteğinin reddine, yapmış olduğu binaların yıkılmasına ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. TMK.nun 713. maddesinin 6.fıkrasında davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler denilmiştir. Davalı Hazine vekili anılan hükme dayanarak dava konusu yerlerin Hazine adına tescilini yazılı olarak isteyebileceği gibi, yargılama tutanaklarına geçmek suretiyle sözlü olarak da ileri sürmesi mümkündür. Diğer yönden bu tür bir isteğin ileri sürülmesi belli bir süreyle sınırlandırılmamıştır. Yargılama bitinceye dek davalı Hazine yazılı veya sözlü olarak, zilyetlik yoluyla taşınmaz edinecek diğer yasal hasım durumunda bulunan kamu tüzel kişileri de harcını yatırmak suretiyle aynı şekilde bu yerin adına tesciline karar verilmesini isteyebileceklerinden kuşku duymamak gerekir. Somut olayda yapılan inceleme ve uzman bilirkişi raporlarına göre Hazine'nin tescilini istediği A5 ve B2 ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle bu yerler hakkındaki davanın reddine, tespit dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Bir yerin Hazine, gerçek veya bir tüzel kişi adına tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli, özel mülkiyet konusu yerlerden olması gerekir. Kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bir yer Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan kamunun yararlanmasına terk edilen yerlerdendir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5.maddesi hükmü uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu tür yerler kamunun yararlanmasına terk ve tahsis edilen yerlerden olup kazanılması mümkün olmadığı gibi, özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilmesine de imkan verilmemiştir. TMK.nun 999. maddesinde, özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar tapu kütüğüne kayıt olunamaz denilmiştir. Diğer yönden tescil konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi hükmü uyarınca tarım alanına dönüştürülmesi ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu da belirlenememiştir. Tüm bu nedenlerden ötürü dava konusu yerlerin TMK.nun 713/6. maddesi hükmüne dayanarak istekte bulunan Hazine adına tapuya tescili mümkün değildir. Mahkemece taşınmazın bu bölümleri hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Hükümde taşınmazların tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş ise de bu yerler daha önce kadastroca tespit dışı bırakılan yerler olup yerel mahkemelerce tespit dışı bırakılması şeklinde hüküm kurulması doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu yön bozma sebebi sayılmamıştır.
Sonuç: Davalı- karşı davacı Hazine vekilinin 15.4.1996 tarihli krokide A5 ve B2 ile gösterilen taşınmazlara ilişen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün ONANMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden müdahil davacı Ramazan Erdoğan'a iadesine, 22.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy