(3621 S. K. m. 7) (743 S. K. m. 641) (4721 S. K. m. 715) (3194 S. K. m. 11)
Dava: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile M. Türk A.Ş. aralarındaki elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davasının reddine dair Kadıköy 5.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 07.06.2004 gün ve 793/687 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 13.7.2001 tarihli dava dilekçesinde mevkii, sınırları ve miktarını belirttiği yerin davalı tarafından hiçbir akdi ve hukuki sebebe dayanılmaksızın işgal edildiği ileri sürülerek davalının bu yere haksız müdahalesinin önlenilmesini ve 23.01.2001 tarihinden 31.05.2001 tarihine kadar tahakkuk ettirilen toplam 6.733.000.000 TL. ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, çekişmeli yerin 3621 sayılı Yasanın 7/son maddesi hükmüne göre halkın kullanımına açık bir yer olduğunu, çekişmeli yerin Şirket tarafından kullanılması nedeniyle 01.01.2001 tarihine kadar davacı idareye ecrimisil ödendiğini, ne var ki Maliye Bakanlığı, İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığının 04.11.1998 tarihli ecrimisil ihbarnamesinin tebliğ edilmesi üzerine İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 1999/1062 esasında kayıtlı davanın açıldığı, yargılamalar sonucunda dava konusu yerin denizden dolma ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu için Hazine tarafından davalı Şirket'ten ecrimisil talep edilmesinde hukuka aykırı bir yön olmadığına karar verilmesi üzerine çekişmeli yerin 3 yıl süreyle Hazineden kiralandığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, 2886 sayılı Yasaya göre men ve ecrimisil istemi hakkının Hazineye ait bulunduğu, Belediyenin böyle bir talebinin mümkün olamayacağı, davacı ile Hazine arasında 1997 yılında yapılan sözleşmenin hukuki bir değerinin olmayacağı ve Hazinenin dahi bu gibi yerleri kiraya verme hakkının olamayacağından söz edilerek husumet açısından davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya içeriğinden; 3621 sayılı Yasanın 7. maddesi kapsamına göre deniz ve göl ile akarsuların ekolojik özellikleri dikkate alınarak ve imar planı kararı göz önünde bulundurularak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebileceği bu gibi yerlerde doldurma ve kurutmanın yapılabilmesi için Valiliğin teklifi ve görüşü ile birlikte Bayındırlık ve İskan Bakanlığına gönderileceği, Bakanlığın konusuna göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak teklifin inceleneceği, uygun bulunması halinde imar planının hazırlanacağı yazılı olup elde edilecek bu arazilerin Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olacağı özel mülkiyete konu olamayacağı, bu yerlerin aynı yasanın 6. maddesinde belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk alanları gibi teknik ve sosyal alt yapı alanları olarak düzenlenebileceği hükmünü getirmiştir. Bir başka anlatımla bu gibi yerlerde Belediyenin hak sahibi olabilmesi için Kıyı Kanununun 7. ve yönetmeliğin 14. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda bu koşulların gerçekleştiğini söyleyebilmek olanağı yoktur. 3194 sayılı Yasanın 11. maddesi buna paralel hükümler içermektedir. Buna karşın mülga 1580 sayılı Belediyeler Yasası ve 7.12.2004 tarihinde kabul edilerek 23.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı Belediye Kanunun da değinilen maddelere aykırı hükümler mevcut değildir.
Esasen 5272 sayılı Yasanın 79/2. maddesiyle getirilen düzenlemede; Belediye tarafından deniz, akarsu ve gölden doldurma suretiyle kazanılan alanlar, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından Belediyelerin, büyük şehirlerde Büyükşehir Belediyelerinin tasarrufuna bırakılabilir. hükmüne göre; 3621 sayılı Yasa ve ilgili mevzuata atıfta bulunularak bu gibi yerlerin göndermede bulunulan Yasa ve mevzuat hükümleri dahilinde Hazinece, Belediyelerin tasarrufuna bırakılabilecektir. İş bu olayda Hazine ile davalı Şirket arasında 3 yıllık sözleşme yapılmıştır. Belediyenin Yasada belirtilen biçimde herhangi bir girişimi ve Hazinenin de kabulüne ilişkin hiçbir belge dosya içerisinde bulunmamaktadır.
Somut olayda; çekişmeli yerin denizden doldurulduğu bir vakıadır. Ne var ki, doldurma eyleminden önce 3621 sayılı Yasanın 7. maddesinde belirtildiği üzere hiçbir işleme tabi tutulmamıştır. MK. nun 641, TMK. nun 715. maddesi uyarınca bu gibi yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir. Hiçbir zaman özel mülkiyete konu olamazlar ve Belediye sınırları içerisinde bulunsa dahi tasarruf ve denetim hakları Hazineye aittir. 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre, bu gibi yerleri kamu yararı ile 3621 sayılı Yasanın 7. maddesi ve 3194 sayılı Kanunun 11 maddesi hükümlerinde belirtilen kullanım amaçlarına aykırı olmamak koşuluyla Hazinenin kiraya vermesi olanaklıdır. Öyle ise, davacı Belediyenin bu gibi yerlerde doğrudan tasarruf, denetim ve yararlanma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle kiraya verme ve ecrimisil isteme, meni müdahale davası açma hak ve yetkisi de yoktur.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararı sonucu bakımından doğrudur, bu nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL'nın temyiz edenden alınmasına 21.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy