(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12)
Dava ve Karar: Bektaş Celal Ayık ile Hazine, Suzan Dai ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Gaziantep 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.10.2005 tarih ve 421/476 s. hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.03.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Bektaş Celal Ayık bizzat ve vekili Avukat Ruhi Karadağ ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat Faik Tanlık ve Suzan Dai ve müşterekleri vekili Avukat Bülent Şimşek Özçelik geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 15, 17, 94, 100, 132, 158, 161, 182, 202, 207, 228, 231, 235, 237, 245, 248, 265 ve 267 parsellerdeki davalı gerçek kişilerin miras bırakanı Behiye Dai'nin adına kayıtlı payların 23.10.1975 tarih ve 19678 yevmiye numaralı satış vaadi senediyle satın ve devralındığını, kayıt maliki Behiye'nin 16.5.1976 gününde öldüğünü, dava konusu paylara ilişkin kayıtların dava gününe kadar intikal görmediğini, vekil edeni tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini, tapu kayıtlarının TMK. nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek bu paylara ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca hakdüşürücü sürenin hasıl olduğunu savunmuştur.
Kayıt malikinin mirasçıları olan davalı gerçek kişiler vekili, davacıların dayandığı satış vaadi sözleşmesinin müruru zamana uğradığını, 3402 s. Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde yazılı 10 senelik hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 207 ve 251 parsellerin davalıların miras bırakanı adına kayıtlı olmaması, Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu, davalıların halen sağ oldukları ve 10 senelik hakdüşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle sair parseller hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
251 parsel hakkında açılmış bulunan bir dava bulunmamaktadır. 207 parselinde davalıların miras bırakanı adına kayıtlı bulunmadığına göre, bu parseller hakkındaki davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Sair yönden iptali istenilen paylara ait kayıt malikinin mirasçıları belirlendiğine ve davada taraf durumunu aldığına göre artık davanın Hazineye yöneltilmemesi gerekir. Mahkemece de bu yön gözönünde tutularak Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyiz dilekçesinin içeriğine göre de, 207, 251 parseller ve Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ait hüküm bölümleri temyiz edilmemiştir.
Diğer parsellere ait temyiz itirazlarına gelince; Dava, TMK. nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, yasanın açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Yasanın açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK. nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir denilmiştir.
Somut olayda dava konusu parsellerin 8/32 payı 31.5.1984 gününde Sadık kızı Behiye Dai adına tapuya tescil edilmiştir. Mirasçılık belgesine göre davalı gerçek kişiler kayıt maliki Behiye'nin mirasçıları olup uyuşmazlık konusu paylara ait tapu kayıtları 2.9.2005 dava gününe kadar intikal görmemiştir. Davacı vekili vekil edeninin bu yerleri 1975 yılında satın aldığını ileri sürerek tesbit öncesi ve sonrası kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tesbit öncesi zilyetlik bakımından kadastro tutanaklarının kesinleştiği 31.5.1984 gününden dava gününe kadar 10 senelik süre geçmiş bulunmaktadır. Tesbit öncesi sebep yönünden yazılı gerekçe ile red kararı verilmiş olması doğrudur. Davacı vekili tespitten sonraki sebebe de dayanmıştır. Koşulları mevcut olduğu taktirde tespitten sonraki sebepte kazanma sağlar. Tespitten sonraki sebep bakımından davanın hakdüşürücü süreye uğraması söz konusu olamaz. Tesbit gününden sonraki kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından süreye bağlı olmaksızın her zaman dava açılabilir. Sair yönden kayıt malikinin mirasçılarının sağ olması 713/2. maddede yazılı ölüm nedeni bakımından kazanmayı önlemez. Yasa koyucu kayıt malikinin ölümünü gözönünde tutarak koşullarına uygun olarak tasarruf edilen bir yerin kazanılmasını öngörmüştür. Bütün bu açıklamalar karşısında tesbit sonrası sebep bakımından mahkemenin benimsediği gerekçeye katılmak mümkün bulunmamaktadır. Ne var ki somut olayda taraf delilleri toplanılmamıştır. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 15, 17, 94, 100, 132, 158, 161, 182, 202, 228, 231, 235, 237, 245, 248, 265 ve 267 parsellere ait hüküm bölümünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 14.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy