(3402 S. K. m. 14) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Sadık Ç. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Bozdoğan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.07.2005 gün ve 103/175 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 101 ada 503 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, öncesi itibariyle orman olan dava konusu taşınmazın Hazine lehine orman dışına çıkarıldığını, bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 Ada 503 parsel sayılı taşınmazın 01.06.2005 tarihli harita mühendisi ve orman yüksek mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 10515.47m21ik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağında öncesi itibarı ile orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazın Sadık Çakır tarafından ormandan açılarak 1980 yılından beri tarla vasfı ile kullanıldığı ve orman vasfını kaybetmiş olması nedeni ile 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi hükmü uyarınca orman tahdit sınırları dışına çıkartıldığı belirtilerek 26.01.1994 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş ve tutanağın itirazsız olarak 26.05.1994 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacı vekili tespit öncesi satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Orman tahdit tutanağında ve orman yüksek mühendisi Galip Gökçen tarafından verilen bilirkişi raporunda açıklandığı üzere dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdit çalışması 1971 yılında yapılmış ve taşınmaz 25 parsel nosu verilerek orman dışında bırakılmıştır. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide dava konusu taşınmazın dört tarafının Devlet ormanıyla çevrili olduğu görülmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesi hükmü uyarınca çözüme kavuşturulması icap etmektedir. Gerçektende kesinleşmiş sınırlama haritasının dışında kalan bir yer 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılmaz ise de, böyle bir yerin aynı kanunun 17.maddesine göre kazanılacak yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Orman Kanununun 17. maddesi hükmüne göre, Devlet ormanları içerisinde bu ormanların korunması, imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerlerin yapılması ve tarla açılması, işlenmesi ve ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaklanmıştır.
Açıklandığı üzere; dört tarafı Devlet ormanı ile çevrili bulunan böyle bir yerde kullanma ve zilyetliğin sürdürülmesi orman aleyhine genişletme yaratacağından ve ormanın bütünlüğünü bozacağından böyle bir tasarrufa izin verilmemiştir. Başka bir anlatımla; böyle bir yerdeki zilyetlik, yasaklanmış olduğu için kazanma bakımından hukuken hiçbir değer taşımaz. Dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmayacak, bağımsız bir konumda olmadığı anlaşılmaktadır. Bundan ayrı ziraat mühendisi bilirkişi Adnan Ö. tarafından verilen 02.06.2005 tarihli raporda, taşınmazın yer yer kayalık ve çalılık formunda olduğu, 22.06.2005 tarihli ek raporda da; dağlık ve meğillik arazilerden olduğu bildirilmiştir. Tüm bu açıklamalar karşısında taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılacak yerlerden olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy