(3402 S. K. m. 17)
Dava: Sami Eren ile Hazine ve Atakent Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.06.2004 gün ve 235/699 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar - ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın kazanılamayacak yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 16.02.2004 günlü krokide A harfi ile gösterilen 4689.33 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescil konusu taşınmaz 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık ve çalılık niteliği itibariyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Davacı vekili, imar-ihya ve zilyetlik sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi hükmüne göre orman sayılmayan, kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin para ve emek sarfı suretiyle ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmesi ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması halinde kazanılması mümkün olabilir. Yerel bilirkişi ve tanıklar imar - ihya olgusu hakkında bir açıklamada bulunmaksızın davacının dava tarihine kadar 40-50 seneye yakın bir zamandan beri tasarrufta bulunduğunu, ziraatçi uzman bilirkişi üzerinde zeytin ve keçi boynuzu bulunan dava konusu yerin 30-40 yıl önce ihya edilen kültür arazisi olduğunu, ormancı bilirkişi 1977 yılında kesinleşmiş orman sınırlama hattı dışında bulunduğunu bildirmesi üzerine, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Maddi olaylardan sayılan imar ve ihya olgusunun yapılması ve tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle tasarruf edildiğinin kanıtlanması gerekir. Somut olayda; yerel bilirkişi ve tanıklar ihyadan açıkça söz etmemişler ise de, ziraatçi uzman bilirkişi imar ve ihya olgusunun daha önce yapılıp tamamlandığını ve tasarruf edildiğini bildirmiş olmaları karşısında bu hususun yerine getirildiğinin kabulü gerekir. Taşınmazın orman sayılmayan, davalı Atakent Belediye imar planı dışında kaldığı bildirildiğine, uyuşmazlığın niteliğine göre yasal ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna göre davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/i maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 25.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy