(6831 S. K. m. 1, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Recep Özsoy ile Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Osmaneli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.10.2004 gün ve 50/137 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ile Orman Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 102 ada 2 nolu parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile davalı Orman İdaresi temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zilyetlik nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu 2 nolu parsele ait kadastro tutanağında, tahdidi yapılan tapuda ve vergide kaydına rastlanılmayan bu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun, tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün yerlerden bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine hali arazi vasfı ile Maliye Hazinesi adına 14.04.1993 tarihinde tespitinin yapıldığı belirtilmiş, 22.12.1994 tarihinde Maliye Hazinesi adına tapu kaydı oluşturulmuştur.
Dairemizin 20.11.2003 günlü 7750/7758 esas ve karar sayılı bozma ilamında öncelikle dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, bununla birlikte 6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşulların araştırılması gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmişti. Yerel mahkemece bozma kararına uyularak ve ormancı bilirkişinin 17.06.2004 günlü raporu dayanak yapılmak suretiyle tekrar davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükme dayanak yapılan ormancı bilirkişi S.Bölükbaşı tarafından düzenlenen 17.06.2004 günlü raporda dava konusu 2 nolu parselin tümünün 12692 m2 miktarında olduğu, eski set halinde ayırıcı özellikte ormanlık yerle arasında sınır bulunduğu, ziraat alanı olarak bütünlük içinde olduğu, ormanın bütünlüğünü bozucu nitelikte olmadığı belirtilmekte ise de bu yerin kadastro paftasındaki konumuna göre raporda açıklanan gerekçe yerinde görülmemiştir. Dava konusu taşınmaz 21.12.1994 tarihinde kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında kalan orman sayılmayan orman içi boşluktur. Taşınmaz kesinleşmiş orman sınırlandırma hattının dışında kaldığına göre 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılmayan yerlerdendir. Orman sayılmayan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde kazanılması mümkün olabilir. Ne var ki somut olayda; durum farklılık arzetmektedir. Taşınmazın dört tarafı orman ile çevrilidir. Bu durumda orman sayılmayan böyle bir yer hakkındaki uyuşmazlığın 6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesi hükmü gözönünde tutularak çözüme kavuşturulması gerekir. Anılan maddeye göre orman içi açıklık veya boşlukların kullanılması ve tasarrufu orman aleyhine genişleme kaydedeceğinden ve orman bütünlüğünü bozacağından yasaklanmış, böyle bir yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacağı belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle dosya içeriği ve tüm deliller gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 10, 10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Orman Genel Müdürlüğüne iadesine 26.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy