(1086 S. K. m. 428, 437)
Dava: H. A. Ş. ile E. B. dahili davalılar N. A. ve Y. Ş. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.04.2004 gün ve 370/203 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dedesi O. Ş.'den intikal eden tarlaları mirasçılarının yapmış oldukları miras taksim mukavelesi ile 06.08.1969 tarihinde paylaştıklarını, bugüne kadar ihtilafsız olarak kullandıklarını, davalı Elmas'ın dava konusu 355 ada 17 ve 357 ada 6 parsel olarak kadastroda tespit gören taşınmazların tapularını iptal ettirerek adına tescil ettirdiğini, miras taksim mukavelesi gereği bu iki parselin büyük bir kısmının müvekkiline ait olduğunu, bu kısımlara ilişkin 355 ada 17 ve 357 ada 6 parsellerin tapu kayıtlarının ifrazen iptalini ve davacı müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, taksim sözleşmesinin şartlı olduğunu, bu sözleşmeye göre taksime konu taşınmazların bir kısmının Hazine adına tespit görmesi halinde taksim sözleşmesinin geçersiz olacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle davacının taksim sözleşmesine dayanarak hak talep edemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taksim sözleşmesinin geçersizliğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların müşterek murisi O. Ş.'in mirasçılarının 06.08.1969 tarihinde muristen kalan taşınmazları taksim ettiklerinde, dava konusu taşınmazların da bu taksim sözleşmesine konu edildiğinde ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı E., muristen kalan hakka dayanarak dava konusu taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarını Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/502 esas, 1997/159 karar sayılı ilamıyla iptal ettirip adına tescil ettirmiştir. Davalı E., bahsi geçen bu davada taksim sözleşmesine konu edilen dava konusu taşınmazlarda muristen intikale ve taksim sebebiyle zilyet bulunduğuna dayanmıştır. Davalı E., miras taksim sözleşmesine konu edilen taşınmazları önce adına tescil ettirip, sonradan miras taksim sözleşmesine konu olan bu taşınmazların Hazine adına tescil edildiğinden söz ederek miras taksim sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi mümkün değildir. Esasen, miras taksim sözleşmesinin yapıldığı tarihte dava konusu taşınmazlar 20.10.1963 gün, 677 sıra numarasıyla Hazine adına tapuda kayıtlıdır. Davalının savunduğu gibi, miras taksim sözleşmesinin geçersiz olması halinde taşınmazların davalı E.'a intikalinden de söz edilemeyecektir. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve şahitler, taşınmazların taksim sözleşmesine uygun olarak kullanıldığını da açıklamışlardır. Toplanan bu deliller karşısında davanın kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy