(4721 S. K. m. 713)
Dava: İ. ile Hazine ve T. Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair M. 2.Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 08.05.2006 gün ve 449/280 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yolu ile intikal, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak dava dilekçesinde sınırları gösterilen taşınmaz bölümünün vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile T. Belediye Başkanlığı vekili, taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz, 1962 yılında T. Kasabası'nda yapılan kadastro çalışmaları sırasında, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kumluk yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Böyle bir yerin imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılabilmesi için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Somut olayda; yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 20 yılı aşkın süre ile davacı tarafından koşullarına uygun tarım arazisi olarak kullanıldığını bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişiler 1. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğunu belirtmişlerdir. Jeolog Bilirkişi Doç. Dr. S. ise; dava konusu yerin T. ve G. derelerinin getirdiği alüvyonların çökelmesi neticesinde, kum, çakıl, şilt ve kilden oluştuğunu, Akdeniz'e 40 - 45 metre mesafede olup bir bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını, taşınmazın tamamının sahil şeridinde bulunduğunu 28.01.2006 havale tarihli raporunda gerekçeli olarak açıklamıştır. Bundan ayrı taşınmazın çevresinde bulunan 150 parselin dayanağını oluşturan Şubat 1951 tarih 3 numaralı tapu kaydı ile 36 numaralı vergi kaydının taşınmaz yönünü deniz ve kumluk gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar karşısında yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile taşınmazın bugünkü durumu hakkında görüş bildiren Ziraatçı Bilirkişi raporlarına değer verilemez. Deniz kumlukları Devlet'in hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu olmayan yerlerden olup, süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmeleri mümkün değildir. Mahkemece açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 12,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy