(3402 S. K. m. 17)
Reşide ve müşterekleri ile Hazine, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Beytepe (Lodumlu) Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Ankara Sekizinci Asliye Hukuk Hâkimliği'nden verilen 13.12.2005 gün ve 544/422 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras bırakanı Miktat (Mukdat) tarafından imar-ihya edilerek kültür arazisi haline getirilen ve 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun tasarruf edilen 3672 ada 1 parsele ait tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, uyuşmazlık konusu yerin davalı Belediye adına tapulu olduğunu, bu nedenle Hazine'ye yönelik davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Belediye vekili ise, yerin adlarına tapuca kayıtlı bulunduğunu, tapulu yerlerin zilyetlikle edinilemeyeceğini, ayrıca imar planı kapsamındaki bir yerin imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik yolu ile iktisabının da mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Beytepe (Lodumlu) Köyü Muhtarlığı temsilcisi ise yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalılardan Ankara Belediyesi adına tapuya kayıtlı bir yerdir. Dava mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikine karşı açılması yeterlidir. Kayıt maliki olmayan Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine davanın yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine yönelik davanın bu nedenle reddi gerekirken davalılar arasında sebep bakımından herhangi bir ayrım yapılmaksızın genel bir ifade ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
İşin esasına gelince: Dosya arasındaki belgeler ve tapu kayıtlarındaki açıklamalara göre, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tespit harici yerlerden iken Ankara Valiliği'nin 11.04.1986 tarih 1/177 sayılı yazıları uyarınca Ankara Belediyesi adına arsa vasfı ile 26.05.1986 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar vekili, uyuşmazlık konusu yerin evveliyatının taşlık ve tarıma elverişli bulunmayan bir yer olduğunu ancak vekil edenlerinin miras bırakanı Miktat tarafından 1940'lı yıllarda para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi haline getirildiğini ve bilahare üzerine ev yapıldığını, kalan kısmın da bahçe ve müştemilat olarak kullanıldığını açıklayarak tescil isteğinde bulunmuştur. Her ne kadar mahkemece uyuşmazlık konusu yerin ne zaman ve ne nitelikle tespit dışı bırakıldığı usulünce araştırılıp belirlenmemiş ise de, dava dilekçesindeki açıklamalara göre yerin evveliyatının taşlık ve ekilemez arazi olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir yerin imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hükümleri uyarınca edinilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen tüm olumlu koşulların oluşması ve olumsuz koşulların da araştırılması gerekir. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen olumlu koşulların olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hiçbir şekilde araştırılıp belirlenmemiş, sadece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrası hükmü ile il, ilçe ve kasabaların imar planı içerisinde kalan taşınmazların ihya yolu ile kazanılmasını yasaklamıştır, görüşünden hareketle davanın reddi yoluna gidilmiştir. Mahkemenin red gerekçesine dayanak yaptığı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrasındaki düzenleme olumsuz koşullardan biridir. Ne var ki, Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hükümleri uyarınca kazanma koşullarının oluşmasından sonra bir yerin imar planı kapsamına alınması doğmuş bulunan hakkı ortadan kaldırmaz. Diğer bir anlatımla; kazanma koşullarının oluşmasından sonra ve dava açılmadan önce böyle bir yerin imar planı içine alınması kazanmayı önlemez. Bu açıklamalara göre mahkemece yapılacak iş, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde tüm delillerinin toplanması, taşınmazın hangi tarihte ve ne nitelikte tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğü'nden sorularak belirlenmesi, ilk defa ne zaman imar planı kapsamına alındığı, tespit dışı bırakma tarihinden imar planı kapsamına alınma ve davalı Belediye adına sicil oluşuncaya kadar imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kazanma süresi ve koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilemez.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy