(3402 S. K. m. 12)
Dava: ..... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Midyat Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 13.09.2006 gün ve 386/282 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı ....., dava konusu 1973, 1974, 1979 parsellere ilişkin tutanaklardaki tespit bilirkişilerinin ve muhtarın imzalarının sahte olduğunu, tutanakların usul ve yasaya uygun düzenlenmediğini, bu nedenle tutanakların kesinleştiğinden ve hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazlar üzerinde 25 yılı aşkın süredir zilyet olduğunu açıklayıp taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesine göre hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının tutanakların kesinleşmesinden haberdar olmadığı şeklindeki beyanına itibar edilemeyeceğini, davacının Milli Emlak Müdürlüğüne çeşitli tarihlerde yaptığı başvurulardan da tutanaklardan haberdar olduğunun anlaşılabileceğini, davacının talebi doğrultusunda taşınmazlar satışa sunulduğunda davacının bedeli yüksek olması nedeniyle bu davayı açtığını, açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1973, 1974 ve 1979 parsel numaralı taşınmazların tutanakları 11.7.1989 tarihinde kesinleşmiştir. Dava ise, tutanakların kesinleşmesinden sonra 8.12.2003 tarihinde açılmıştır. Kadastro tutanakları 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11.maddesine göre 30 gün süre ile ilan edilmesini müteakip 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/1. maddesine göre tutanaklara karşı Kadastro Mahkemesinde dava açılmadığı taktirde bu tutanaklar kesinleşir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesine göre de tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanakları askı ilanı yapılarak ve böylece ilgililerine hak arama imkanı tanınarak kesinleştirilmiştir. Artık 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde açıklanan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğinden söz edilemez. Davacının tutanakların askıya çıkarılması ve askı ilanlarının usulüne uygun olarak yapılmadığı noktasında herhangi bir itirazı bulunmamaktadır. Davacı dava konusu taşınmazların kendisine satışıyla ilgili olarak Midyat Kaymakamlığına 14.11.2001 tarihinde başvurmuş, davayı ise 8.12.2003 tarihinde açmıştır. Davanın reddine karar vermek gerekirken mahkemece kadastro tutanaklarının usulüne uygun olarak düzenlenmediği ve bu nedenle hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceğini açıklayıp işin esasına girip davayı sonuçlandırması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle eksik incelemeye dayalı usul ve kanuna aykırı olan hükmün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)