(4721 S. K m. 713)
Hasan ile Emine ve müşterekleri, dahili davalılar Elif ve müşterekleri kayyımı Fidan aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kozan İkinci Asliye Hukuk Hâkimliği'nden verilen 27.07.2006 gün ve 275/163 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma isteminin gider olmadığından reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 6 parselin paydaşlarından Halil çocukları Ahmet, Durdu, Fatma, Ahmet Hilmi, Fatma, Durdu, Hatice, Ahmet, Hacı Hasan, Mustafa, Fatiş, Hacı Musa, Hasan, Mehmet, Gümüş, Fatma'nın bilinmeyen kişiler olduklarını, İbrahim kızı Emine, Mahmut çocukları Mustafa, Fatma ve Ali'nin hisselerinin ise miras bırakanları Mahmut'tan satın alındığını, taşınmazın 20 yıldan fazla süreyle vekil edeni tarafından tasarruf edildiğini belirterek adı geçen kişilerin adına yazılı payların TMK' nın 713/2. maddesi hükmü uyarınca iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Mustafa, kendi adına asaleten diğer davalılar Emine, Fatma ve Ali'ye vekaleten miras bırakanları Mahmut'un hissesini 1954 yılında Mehmet'e sattığını açıklayarak davayı kabul etmiştir.
Diğer davalı kayıt maliklerinin kayyımı, sebep açıklamaksızın davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalılar Mustafa, Emme, Fatma ve Ali payları yönünden davanın kabulüne, diğer davalı kayıt malikleri yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün redde ilişkin bölümü, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu payları kapsayan 220.600 m2 miktarındaki 6 parsele ait kadastro tutanağında Mayıs 302 tarih 8 numaralı tapu kaydı ve gittileri ile intikal durumu gözetilerek paylı şekilde tapu kaydının mahsus sütununda ismi geçen kimseler adına 1956 yılında tespit ve tescil edilmiş, tutanak ve ekleri Kozan Kadastro Mahkemesinin 14.10.1968 gün 1957/674 esas 1968/68 sayılı karar sonunda 11.02.1974 tarihînde kesinleşmiştir. Az yukarıda da açıklandığı üzere, hükmün redde ilişkin bölümü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK' nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda, tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK' nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir denilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tapu kaydında baba adları yazılı değilse de, paylarının iptal ve tescili istenilen ve mahkemece reddedilen az yukarıda isimleri yazılı bulunan tapu maliklerinin, kadastro tutanağı, dayanak dava dosyaları, tapu kayıtları ve tedavüllerindeki bilgilere göre baba adları belli olduğu gibi, bilinmeyen kişiler olmayıp tanınan ve bilinen kişiler oldukları anlaşılmaktadır. Kayıt maliklerinin mirasçılarının belirlenmemesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin tespit edilememesi gibi hususlar, o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez, Bununla, kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlanmıştır. Tapuda kayıtlı bir taşınmaz, var olmayan bir kişi adına tescil edilmiş ve bu nedenle kayıt malikinin kimliği yeteri kadar açıklık taşımıyorsa, o taşınmaz malikinin tapu kütüğünden anlaşılmayan bir kişi olarak kabulü gerekir. Az önce de açıklandığı üzere, kayıt malikleri tanınan ve bilinen kişilerdir. Somut olayda, sadece maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan sebebine dayanıldığına, ölüm sebebi ayrıca ileri sürülmediğine göre, dosya içeriği ile maliki tapu kütüğünden kim olduğu belirlenen bu kişilerin payları hakkında açılan davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından, reddi ile usul ve kanuna uygun hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 19.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy