(3402 S. K. m. 16) (4721 S. K. m. 713)
Dava: S. ile Hazine ve
... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tespitin iptali ve tescil davasının kabulüne dair Akdağmadeni Sulh Hukuk Hakimliği'nden verilen 18.09.2006 gün ve 174/385 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni adına tespit ve tescil edilen 146 ada 4 ve 149 ada 1 parsel sayılı taşınmazların arasının evveliyatında olmamasına karşın paftasında yol olarak gösterildiğini belirterek ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenine dayanarak taşınmazın yol olarak yapılan sınırlandırılmasının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik yolu ile kazanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, taşınmazın davacıya ait harman yeri olduğunu, 20 yıl önce eğimli kayalığa doğru olan yeri kapatarak taşınmazı sahiplenmeye başladığını söylemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın yol olmadığı, özel harman yeri ve arsa vasfında kullanılan taşınmaz ile ilgili olarak davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilen taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesinde, orta malı olan yol, meydan ve köprülerin haritasında gösterilmek suretiyle kadastroya tabi tutulacağı açıklanmıştır. Bu tür taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmez. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yol ve meydan gibi yerlerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile kazanılması mümkün değildir, hiç sapma göstermeyen Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir.
Mahkemece her ne kadar davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen bu karar oluşa ve dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Getirtilen paftaya göre dava konusu taşınmaz davacıya ait taşınmazlarla birlikte diğer gerçek kişiler ve köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlar arasında bulunan yolun bir bölümü olduğu gibi, Ziraat Mühendisi Bilirkişi H. tarafından dosyaya sunulan 02.08.2006 tarihli raporda belirlenen niteliğine göre de davacı tarafından ekonomik amacına uygun kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir Kapanmamış veya terk edilmemiş olmasına rağmen yolun bazı kimseler tarafından kullanılması onlar yönünden kazanma sağlamaz. Kamunun bir kesiminin yoldan yararlanmaması, yoldan yararlananlar yönünden özel yol olma sonucunu da doğurmaz. Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece aksi görüşten hareketle, mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının saptanan somut duruma uygun düşmeyen beyanlarına itibarla ve özellikle zirai bilirkişi raporu yanlış anlamlandırmak suretiyle yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy