(4721 S. K. m. 713/1) (3402 S. K. m. 16)
M. Coşkunca ile Hazine ve K. Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Tufanbeyli Sulh Hukuk Hâkimliğinden verilen 09.03.2007 gün ve 357/57 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, adına tespit edilen 102 ada 115 parselle bir bütün olan taşınmazın bir bölümünün kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakıldığını belirterek 115 parselle birleştirilerek tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı köy temsilcisi kadastroca yapılan tespitlerin doğru olduğunu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın paftasında yol olarak bırakıldığı 2004 yılından 29.11.2006 dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakılan taşınmazın TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan, köprü gibi yerler paftasında gösterilmek suretiyle kadastro işlemi yapılır. Yol olarak bırakılan bir yerin kazanılabilmesi ve tapuya tescil edilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre paftasında gösterildiği tarihten dava tarihine kadar TMK. nun 713/1 maddesinde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş ve kanıtlanmış olması gerekir. Görülmekte olan davada komşu parsellere ait kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre 15.1.2004 tarihinde paftasında yol olarak bırakıldığı bildirilmiştir. Bu tarihten 29.11.2006 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Mahkemece yerleşmiş uygulama ve kabul gözönünde tutularak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru ise de, Dairemizin uygulamalarına göre gerek tespit dışı bırakılma ve gerekse paftasında yol olarak gösterilmesi işlemlerinin yapılması tarihinden sonra kabul edilebilir kısa bir süre içerisinde davanın açılması halinde böyle bir davaya bakılması, paftasında yol olarak gösterildiği tarihten önceki sürenin hesaba katılması gerekir. Davacının uygun bir süre içerisinde dava açtığı kabul edilerek iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy