(4721 S. K. m. 501, 713)
Dava: Ömer ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Üsküdar 1. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.12.2006 gün ve 212/337 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 247 ada 15 parsel maliki S'nin 23.9.1953 tarihinde öldüğünü, taşınmazı S. mirasçılarından 1977 yılında satın alan vekil edeninin dava tarihine kadar malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufu altında bulundurduğunu, tapu kaydının TMK 713/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, malikin belli olduğunu ve davanın mirasçılarına karşı açılması gerekliğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tapu maliki S.'nin veraset belgesinin ibraz edildiği davanın kayıt malikinin mirasçılarına yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile Hazine aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 247 ada 15 parsel kadastro çalışmaları sonunda 20.1.1949 tarih 60 ve 16.4.1949 tarih 65 sıra numaralı tapu kayıtlan uygulanmak suretiyle 2.11.1951 tarihinde Tayyip kızı S. adına tesbit edilmiş, 10.11.1956 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiş, dava tarihine kadar tapu kaydı intikal görmemiştir.
Dava TMK 713/2. maddesinde yazılı ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür davaların hukuki değerini yitirdiği ileri sürülen payların kayıt maliklerinin mirasçılarına karşı açılması gerekir. Görülmekte olan davada ibraz edilen mirasçılık belgesine göre mirasçı bıraktıkları anlaşılan kayıt maliklerinin mirasçılarına dava yöneltilmeden Hazineye karşı dava açılmıştır. Kayıt maliklerinin mirasçılarının da hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olmaları halinde terekesi TMK'nun 501. maddesi hükmü uyarınca devlete kalacağından ve tapu kütüğünün düzenli olarak tutulmasından Hazine sorumlu bulunduğuna göre kayıt malikinin mirasçıları yanında davanın Hazineye yöneltilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle Hazineye karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Taraf teşkili meselesine gelince; TMK 713/2. maddesine dayalı iptal ve tescil davaları taraf teşkili bakımından özellik arz eden davalardır. Kural olarak davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili mümkün değil ise de, bu tür davalarda Hazine ile kayıt malikleri arasında bir bakıma zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan Hazineye karşı açılmış bulunan bir davada kayıt maliklerinin usulen belirlenecek mirasçılarına davanın yöneltilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülüp sonuçlandırılması mümkündür. Dava ekonomisine ve çabukluk ilkesine uygun düşen bu uygulama gözönünde tutularak uyuşmazlık konusu taşınmazın kayıt malikinin ibraz edilen mirasçılık belgesine göre davanın belirlenen mirasçılara, onlarda ölü ise belirlenecek diğer mirasçılara yöneltilmesi yargılamaya geldikleri takdirde savunma ve delillerinin sorulması, ondan sonra işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir. Yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, davacı ve kayıt malikinin mirasçıları geldikleri takdirde onların da savunma ve delillerinin sorulup toplanması, ondan sonra toplanacak delillere göre uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy