(1086 S. K. m. 73, 388) (3402 S. K. m. 1, 14, 30) (4721 S. K. m. 28)
Dava: M. B, C. T, N. T, N. C. mirasçıları Hazine karşı davalı-davacı katılan davalılar A, B ve müşterekleri arasındaki tescil senet iptali davasının kısmen kabulüne dair Hatay 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.01.2007 gün ve 186/15 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi M. tereke temsilcisi vekili, P. B, vekili, N.C. mirasçıları ve N. vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.11.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir
geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: 1- Davacı Ragıp tereke temsilcisi 230992 m2 yüz ölçüme sahip taşınmazın 1/3 payının Ragıp mirasçıları adına tesciline, davaya katılan Kemal Ragıp mirasçılarının zilyetliğinde bulunan yaren yarısının adına tesciline,
2- Necdet ve Nezhat vekili aynı parselin 1/3 payının vekil edenleri adına tesciline,
3- Davacı Cemil ve Nurettin vekilleri vekil edenlerinin 18.11.1966 tarihinde Veysel mirasçılarından satın aldıkları 3 nolu parselin 79.000 m2lik bölümünün vekil edenleri adına tesciline,
4- Davacı Cemil ve Nurettin vekilinin açmış olduğu tescil davasına karşılık Perihan ve Sabahat vekilleri, miras bırakanları Veysel'den gelen payın tescili için Cemil ve Nurettin'in dayandıkları 18.11.1966 günlü belgenin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, uzman bilirkişinin düzenlediği 14.03.2004 günlü ek rapor ve krokisinde gösterildiği üzere 3 nolu parselin B harfi ile gösterilen 100000 m2 lik yerin 1/3 payının Ragıp adına, 1/6 şar payın Nurettin ve Cemil adına, 1/6 şar payın Necdet ve Nezhat adına A harfi ile gösterilen 16936,76 m2 ile C harfi ile gösterilen 96.962,56 m2 lik yerin hazine adına tapuya tesciline, krokide yol olarak gösterilen 16370.80 m2 yere ait tespiti terkinine ve paftasında gösterilmesine, daya katılan Kemal ve diğerlerinin isteklerinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm Ragıp tereke temsilcisi, Cemil ve Nurettin vekili, Nezhat ve Necdet vekilleri, davalı-karşı davacı Perihan ve Sabahat vekilleri ile hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar başlığında maliklerden Necdet ve Nezhat'ın isimlerinin gösterilmemiş olması HUMK nun 388.maddesi hükmüne aykırıdır. Ne var ki adı geçen kişiler yargılama oturumunda avukat marifetiyle temsil edilmişler ve Yargıtay duruşmasına katılmak suretiyle açıklamada bulunmuş olması karşısında bu yön bozma sebebi sayılmamıştır.
230.992 m2 yüz ölçüme sahip dava konusu 3 nolu parselin 1927 yılında düzenlenen kadastro tutanağında, Ragıp Efendi, Arif ve Veysel'in müştereken aralarında tarla olarak kullandıkları, dava konusu yer hakkında Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava bulunduğu açıklanarak kazanacak taraf adına karar verilmek üzere malik hanesi boş bırakılmak suretiyle geometrik durumunun belirlendiği açıklanmış ve bu belirlemeye dayanılarak tapuya tescil edilmiştir. Dosya arasındaki tap kaydına göre 3 nolu parselin malik sütunu açık olduğu ve beyanlar hanesinde Karayolları Genel Müdürlüğü ve Mustafa Kemal Üniversitesi lehine kamulaştırma şerhinin yer aldığı görülmüştür.
Dava konusu taşınmazın geometrik durumu belirlenmiş olmakla birlikte hukuki durumu belirlenmediği için kadastronun tamamlandığından söz edilemez. Yürürlükten kaldırılan önceki Tapulama ve Kadastro Kanunları ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 1. maddesi hükmüne göre kadastronun amacı taşınmazın geometrik ve hukuki durumunun belirlenmesi ve TMK. nun öngördüğü tapu sicilini oluşturmaktır. Taşınmazın hukuki durumu başka anlatımla malikleri belirlenmeden yapılan tespit karşısında kadastro tamamlanmış olmaz. Bu şekilde yapılan kadastronun tapu siciline aktarılması, tamamlandığı anlamına gelmeyeceği gibi oluşturulan kayıt, tapu kaydı niteliğinde değildir. Bu açıklamalar karşısında uyuşmazlığın kazanmayı sağlayan zilyetlik kuralları çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir.
Kadastrosu tamamlanmamış olması halinde uyuşmazlığa bakmanın Kadastro Mahkemesinin görevine girmesi gerekir ise de, dosya içeriğine göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu hususu kesinleşmiştir.
İşin esasına gelince, ayrı ayrı açılan ve bağlantı nedeniyle birleştirilen dosyaların içeriğine göre, tescil isteğinde bulunan her üç grup davacı kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuşlardır. Kadastro tutanağının içeriği ve toplanan delillere göre dava konusu parselin Ragıp ve müşterekleri arasında müşterek mülkiyet şeklinde tasarruf edildiği ve dava tarihine kadar bir kısım payları satın alan Cemil ve Nurettin'le birlikte kullandıkları belirlenmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, Ragıp payının mirasçıları, Arif payının da davacılar Necdet ve Nezhat tarafından kazanıldığı kanıtlanmış bulunmaktadır.
Davacılardan Nurettin ve Cemil, taşınmazın maliklerinden Veysel payına isabet eden 79000 m2 yeri 18.11.1966 günlü noterde düzenlenen sözleşmeyle satın ve devraldıklarını ileri sürerek adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Taşınmaz öncesi itibariyle tapusuz bulunduğuna, az yukarıda açıklanan nedenlerle tespit üzerine sicil oluşturulmadığına göre tapusuz olarak kabulü gerekir. Tapusuz bir taşınmazın veya bir parçasının yada bir payının satış ve devriyle mülkiyeti alıcısına geçer. Nurettin ve Cemil'in Veysel payını satın ve devraldıkları kanıtlanmış bulunduğuna göre bu payın da tesciline karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik olmayacaktır.
Dava konusu parselin davacılar tarafından kazanıldığı belirlendiğine göre,3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazanılacak miktarın belirlenmesi önem arz etmektedir. Mahkemece gerekçe gösterilmemekle birlikte, birlikte tüm davacıların aynı çalışma alanında belgesizden kazanabilecekleri taşınmaz miktarının 100 dönümü geçemeyeceği görüşünden hareketle hüküm kurulmuştur. Gerçekten de 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre zilyetliğin vergi kaydı gibi bir belge ile ispat yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin aynı çalışma alanında kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre 40 ve 100 dönüm miktar belirlemesinin paylı mülkiyette her paydaş bakımından ayrı ayrı hesap edilmesi gerekir. Eş anlatımla paylı mülkiyet durumunda paydaşların her biri diğerinden bağımsız olarak aynı çalışma alanında 100'er dönüm yer edinebilirler.Ancak elbirliği mülkiyetinde tüm mirasçılar kazanma bakımından tek kişi sayılmaları nedeniyle kazanabilecekleri miktar kanunda öngörülen limitleri geçemez.Mahkemece kazanılacak miktar yönünden yanlışa düşülerek paylı mülkiyet şeklinde tasarruf edilen ve kazanılan yerin 100 dönümünün tesciline karar verilmiş olması doğru değildir.Mahkemece yapılacak iş taşınmazın kuru ve sulu niteliğinin belirlenmesi,sulu toprakta her paydaş grubunun ayrı ayrı40'ar dönüm,kuru toprakta 100'er dönüm kazanabileceği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir.Bu nedenle taşınmazların kuru ve sulu nitelikte bulunup bulunmadıklarının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Kabul şekline göre ölü Ragıp ve ölü Necdet adına tescile karar verilmiş olması doğru değildir. TMK nun 28.maddesine göre ölüm ile kişilik son bulur. Ölü kişi adına tescile karar verilemez. Ölü kişi adına tespite ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi hükmünün genel mahkemelerde uygulama yeri bulunmamaktadır. Ölü olan kişilerin paylarının dosya arasındaki mirasçılık belgesinde isimleri geçen mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekir.
Yapılan inceleme ve teknik bilirkişi krokisine göre 16375.80 m2 yerin yol altında kaldığı belirlenmiştir. Davacıların istekleri yolu da kapsamaktadır. Ancak yol altında kalan bir taşınmaz kamu malı niteliğini alacağından özel mülkiyet şeklinde tesciline karar verilmesi mümkün olamaz. Taşınmazın yol altında kaldığı tarihe kadar kazanma koşulları oluşmuş ise,bu yer üzerinde davacıların mülkiyet hakkının doğduğunun tespitine karar verilmesi gerekir. Davacı gerçek kişi vekillerinin bu yöne ilişen itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunmaktadır.
Dava tapusuz taşınmazın tescili niteliğinde bulunduğuna göre, davanın köy tüzel kişiliği ve lehine kamulaştırma şerhi alınan Karayolları Genel Müdürlüğü ve Mustafa Kemal Üniversitesi tüzel kişiliğine ilgili kamu tüzel kişisi olarak davanın yöneltilmesi bu şerhlere dayanarak kamulaştırma yapılıp yapılmadığının araştırılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Davalı karşı davacı Sabahat ve Perihan vekilinin senet iptali isteğine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı Nurettin ve Cemil'in dayandıkları senet geçerli olduğuna ve taşınmazın adı geçen kişileri devredildiği toplanan dosya içeriğiyle kanıtlanmış bulunduğuna, hükmün 4. bendinde diğer isteklerin reddine açıkça karar verildiğine göre Sabahat ve Perihan vekillerinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıdan beri izah edilen sebep ve gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarıyla, Sabahat ve Perihan vekillerinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı Ragıp miras ortaklığı temsilcisi vekili, davacı Cemil ve Nurettin vekilleri ile diğer davacılar Necdet mirasçıları ve Nezahat vekillerinin temyiz itirazlarıyla Hazine vekilinin usule ilişkin temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün bu yönlere ilişkin bölümlerinin BOZULMASINA ve 13,10 YTL peşin harcın istek halinde Hazine dışındaki temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 20.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy