(4721 S. K. m. 713, 996) (3402 S. K. m. 12, 14) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Zeynep Aksay ve müşterekleri ile Safinaz Aksay aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Antalya 8. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.10.2007 gün ve 237/344 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilamda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 13,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 90 YKR'nin temyiz edenden alınmasına 03.04.2008 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. fıkrası uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi ve hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca oyçokluğuyla onanmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili, dava dilekçesinde davacıların miras bırakanı Ömer oğlu Ahmet Aksay adına tespit edilen 273 nolu parselle birlikte kullanılan yaklaşık 1500 m2 yüzölçümlü yerin dava dışı Günsel Yılmaz (Yıldırım) adına tespit edilen 274 sayılı parsel içerisinde kaldığını bu parselin Günsel tarafından 01.12.1986 tarihinde tapuda yapılan satış ve devirle davalı Safinaz Aksay'a geçtiğini açıklayarak 274 nolu parselin tapu kaydının 1500 m2 miktarında iptali ile muris Ahmet Aksay mirasçıları adına veraset belgesindeki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Safinaz Aksay'a yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen yargılama oturumlarına katılmamış ve cevap da vermemiştir.
Uyuşmazlık konusu 274 sayılı parsel 15.5.1980 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında 272, 273, 274 ve 275 sayılı parsellere revizyon gören 1937 tarih ve 457 tahrir nolu vergi kaydına dayalı olarak Günsel Yılmaz adına 9550 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacıların miras bırakanı Ahmet Aksay; vekili 26.06.1980 tarihli dilekçesi ile 274 nolu parselin tapulama tespitine Tapulama Müdürlüğü nezdinde itirazda bulunmuş ve Antalya Tapulama Komisyonunun 13.01.1984 tarih ve 1984/6 sayılı kararı ile yapılan itiraz yerinde görülmüş ve buna bağlı olarak 274 nolu parselin krokisinde A1 harfi ile işaretli 1500 m2 yüzölçümlü yerin Ömer oğlu Ahmet Aksay'a ait olduğunu belirlemiştir. Kalan 8050 m2 ise Günsel Yılmaz (Yıldırım)'a ait olduğuna karar verilmiştir.
Ne var ki, süresinde Tapulama Kanununun 26. maddesi gereğince tapulama tespitine itiraz etmeyen ve kendisi açısından tapulama tutanağı kesinleştiği halde Veli Aksay tarafından 06.02.1984 tarihli dava dilekçesi ile tespit maliki Günsel Yılmaz (Yıldırım) ve tespit maliki olmayan Süleyman Aksay hasım gösterilmek suretiyle 274 sayılı parsele karşı tapulama mahkemesinde tapulama tespitine itiraz davası açılmıştır. Tapulama mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, mahkemece, davacı Veli Aksay; Tapulama Müdürlüğü nezdinde tespite itiraz etmeden doğrudan doğruya Tapulama Mahkemesinde dava açtığı cihetle davacı bakımından tapulama tutanağı kesinleştiğinden Günsel'e açılan davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle görev yönünden reddine, tapulama davalarında husumet; komisyon kararı ile kimin yararına tespit yapılmış ise ona karşı davanın açılması gerektiğine 274 sayılı parsel Günsel adına tespit edildiğinden tespit gibi tesciline, Süleyman Aksay'a karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda olduğu gibi böyle durumlarda Tapulama Mahkemesince yapılması gereken iş; süresinde tespite itiraz etmeyen Veli Aksay bakımından tapulama tutanağı kesinleşmiş bulunduğundan gerekli tescil işleminin yapılması için Tapulama Komisyonu Kararı ve eklerinin Tapu Sicil Müdürlüğüne devrine, davanın görev yönünden reddine, dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi biçiminde olmalı idi. Uygulamada bu yöndedir.
Tapulama Mahkemesinin kararı ile komisyonun kararının iptaline karar verilmediğine ve sicilin oluşumuna esas alınması gereken bu karar olduğuna ve bu karar karşısında tapulama tutanağının hukuken bir geçerliliği kalmadığına göre davalı Safinaz Aksay'ın satıcısı Günsel Yılmaz (Yıldırım) adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Yolsuz tescile ilişkin davalar herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılması mümkündür. Biçimsel açıdan olaya bakıldığında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Zaten bu husus tartışma konusu da değildir. Ancak, özel nitelikli bulunan bu olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesinin uygulanması düşünülmemelidir. Aksi halde hakkın özü biçime (şekli) feda edilmiş olacaktır. Çünkü hukuki bir değeri kalmayan tapulama tutanağı yerine tapulama komisyonu kararına göre sicilin oluşması esastır. Antalya Tapulama Mahkemesinin 25.03.1985 tarih ve 1984/1505 esas, 1985/1133 sayılı kararı süresinde temyiz edilmediğinden 01.07.1985 tarihinde kesinleştiği saptanmıştır. Böylece 274 sayılı parselin tapusu hükmen ve tespit gibi 9550 m2 olarak 01.12.1986 tarihinde Günsel Yılmaz (Yıldırım) adına oluşmuştur.
Tapulama Mahkemesi kararında, Tapulama Komisyonu Kararının iptaline denilmemiştir. Aslında kesinleşen Tapulama Komisyonu Kararı ile tapulama tutanağı hukuki geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır. Hukuki yanılgı; Tapulama Mahkemesi kararının özensizce yazılmasından kaynaklanmaktadır. Tespit gibi tesciline ibaresi yerine, Tapulama Komisyonu kararı gibi tesciline ifadesi kullanılması gerekirdi. Tapulama mahkemesince de tapulama tutanağının davacı Veli Aksay açısından kesinleştiği kabul edilmektedir.
Esasen tapulama tespiti 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılmıştır. Şu halde 766 sayılı Tapulama Kanununun 26. maddesi uyarınca (30) günlük askı ilan süresi içerisinde yapılan tespite karşı Tapulama Müdürlüğü nezdinde itirazda bulunulmadığı takdirde tapulama tutanağı itiraz etmeyen açısından kesinleşir. Sadece itiraz edenler yönünden süre kesilir ve tutanağın kesinleşmediği kabul edilir. Böylece süreyi geçirmiş olan bir kimse süreyi kesmiş olan kişinin bu hukuksal durumundan yararlanamaz. (A. Nusret Ozanalp, Tapulama Kanunu Şerhi, 1976 Baskı S.185, 8. HD. 25.12.2007 tarih ve 2007/6664 Esas, 2007/7350 K.). O halde, 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca tutanağın bir bütün olduğundan söz edilemez. Ne var ki 3402 sayılı Kadastro Kanununu hükümleri uyarınca tutanağın bir bütün olduğu kabul edilmiştir. İlgililerden yalnızca birinin kadastro tespitine itiraz etmesi yeterli olup kendisi ile birlikte itiraz etmeyenler bakımından da 3402 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kadastro tutanağı kesinleşmiş sayılmaz.
Dava konusu 274 sayılı parsele komşu ve davacıların murisi Ahmet Aksay adına tespit edilen 273 nolu parselin tapulama tutanağındaki bilgilere göre tutanaklar 27.11.1980 - 29.12.1980 tarihleri arasında askıya çıkartılmış ve yalnızca 274 nolu parsele Ahmet Aksay'ın itiraz ettiği görülmüştür. Tapulama Mahkemesinde dava açan Veli Aksay ise yasal süreyi geçirdikten sonra doğrudan doğruya tapulama mahkemesinde 06.02.1984 tarihinde dava açmıştır. Bu durum karşısında Tapulama Komisyonu kararının ilgililere tebliğinden itibaren 30 gün içinde ancak itiraz eden Ahmet Aksay veya mirasçıları ile tespit maliki Günsel Yılmaz (Yıldırım) tarafından tapulama mahkemesinde dava açabilme olanağı vardır (TK. m. 28.). İtiraz etmeyenler ancak genel mahkemelerde dava açabilmektedirler.
Davacı Veli Aksay süresinde tapulama tespitine itiraz etmediğinden tapulama tutanağı; ileri sürüldüğü gibi tapulama mahkemesince, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin görevsizlik kararının kesinleştiği 01.07.1985 tarihinde değil, Tapulama Komisyonu kararının taraflara tebliğinden itibaren 30 günlük sürenin geçtiği tarihten itibaren kesinleştiğinin kabulü gerekir.
Saptanan bu hukuki ve somut olgular karşısında Günsel adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu konusunda duraksama olmamalıdır.
Kaldı ki tapulama tespitine itiraz sonucu oluşan ve kesinleşen Tapulama Komisyonu Kararına karşı itiraz eden ve tespit maliki tarafından Tapulama Mahkemesinde herhangi bir dava açılmadığına, Komisyon Kararının kesinleştiği tarih, tapuya tescil tarihi olarak kabulü kanun gereği olduğuna ve kesinleşen Komisyon Kararı gibi tescil yapılması zorunlu olduğuna göre davacının tapulamadan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açtığını söylemek de oldukça güçtür. Bu noktadan hareketle davacının iddiasını TMK. nun 1025. maddesi çerçevesinde yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu kabul edilerek çözümlenmesi gerekmektedir.
Ne var ki taşınmaz 01.12.1986 tarihinde tapuda yapılan satış ve devir ile davalı Safinaz Aksay'a intikal etmiştir. O halde Safinaz Aksay'ın TMK. nun 1023 ve 1024 maddeleri ile 05.07.1944 tarih 12/26 ve 8.11.1991 tarih 4/3 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararları karşısındaki hukuki durumunun saptanması zorunluluğu bulunduğundan davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerektiği görüşünde bulunduğumdan onama biçiminde gerçekleşen sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy