(2863 S. K. m. 6, 7, 11) (4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Bekir K. mirasçıları; Şaziye K. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Fethiye 1. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.12.2004 gün ve 834/1053 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak Uzunyurt Köyü 107 ada 16, 19, 21, 31 ve 113 ada 42 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 2863 sayılı Kanunun değişik 11. maddesinin 1.fıkrasının son cümlesine göre sit alanlarının zilyetlikle kazanılamayacağından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, yargılama sırasında ölen davacının mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tutanağına göre, dava konusu 107 ada 16, 19, 21 ve 113 ada 42 parsel sayılı taşınmazlar, 1990 yılında bahçe, tarla ve ev niteliği ile davacı adına tespit edilmiş, daha sonra Fethiye Müze Müdürlüğünün yazısı üzerine komisyonca yapılan inceleme sonucu, 2863 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca sit alanı içinde kalan taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle 25.6.1992 tarihinde tespit iptal edilerek bahçe, tarla ve ev niteliği ile Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir.
Bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlikle edinilebilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanmaya elverişli olması gerekir. Somut olayda, davacı adına yapılan kadastro tespiti taşınmazın sit alanı içinde kalması nedeniyle iptal edildiğine göre, uyuşmazlığın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir.
Dava konusu taşınmazların 3. derece arkeolojik ve doğal sit alanı içinde kaldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazın 3. derece arkeolojik ve doğal sit alanı içinde kaldığından bahisle 2863 sayılı Kanunun 5226 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesine göre, sit alanlarının zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği görüşünden hareketle davayı reddetmesi dava tarihindeki kanuni düzenlemelere uygun düşmektedir. Ancak, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kamu düzeniyle ilgilidir. Henüz kesinleşmemiş derdest davalarda kamu düzeniyle ilgili olarak kanunda yapılan değişiklikler dikkate alınmalıdır. Bu nedenle 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinde 22.5.2007 tarih 5663 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle sadece birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarının zilyetlikle kazanılamayacağı hükmü getirildiğine göre, 3.derecede arkeolojik ve doğal sit alanları 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve TMK. nun 713. maddesinin aradığı şartlar oluştuğu taktirde zilyetlikle kazanılabilirler.
Ne var ki; kanun maddesindeki son değişiklikte kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazların da zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği düzenlemesi getirilmiştir. Buna göre dava konusu taşınmazların kanunda belirtilen birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarından olup olmadığının Kültür ve Tabiat Varlıklarını koruma Kurulundan sorulup belirlenmesi gerekir.
Dairemizin uyulan önceki bozma ilamında; keşifte sadece toprak yüzeyinin gözlenip incelendiği, kazı yapılmadığından yürüme tabanı altında kültür ve tabiat varlığı olup olmadığının araştırılmadığı, gibi uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu Kelebekler Vadisi'ni de içine alan bu bölge, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği tarafından tanımlanan ve nesli tükenmekte olan bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı bir yer olarak belirlendiğine, yeryüzünde Rodos Adası dışında Aslan Kelebeği'nin son ve tek yaşama alanı olduğu açıklandığına göre, bu konuda araştırma ve inceleme yapılmamış olması tamamlanması gereken eksiklik olarak belirlenmiştir. Yerel mahkemece bozma ilamının gereği yerine getirilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Dosya arasında bulunan Arkeolog bilirkişinin raporu da dikkate alınarak, taşınmazın yürüme tabanı altında gerekirse kazı yapılmak suretiyle araştırma ve inceleme yapılıp, 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde sayılan ve tanımlanan kültür ve tabiat varlığı bulunup bulunmadığı, varsa aynı kanunun 7. maddesine göre, bunların tespitlerinin yapılıp yapılmadığı ve taşınmazın Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu kararı ile tespit edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Diğer yandan, Aslan Kelebeği'nin ender bulunan ve özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli bulunan bir doğa varlığı olarak nitelendirilmesi mümkün olabilir. Bu durumun açıklığa kavuşturulması bakımından; Çevre ve Orman Bakanlığı ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün görüşleri alınarak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle yerinde inceleme yapılması, uyuşmazlık konusu taşınmazın üstünde veya altında korunması gerekli kültür varlığı bulunmasa bile, yukarıda adı geçen kuruluşların görüşleri doğrultusunda uzman bilirkişilerden alınacak raporlarda; Kelebekler Vadisi ile burada yaşayan Aslan Kelebeğinin korunması gerekli bir doğa varlığı olduğunun belirlenmesi ve bu varlığın tek yaşama alanı olan bu tür yerlerin 2863 sayılı Kanunun 5. maddesine göre Devlet malı niteliğinde olduğu ve 11.madde hükmüne göre de, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarının zilyetlik yolu ile iktisap edilemeyecekleri, düşünülerek toplanacak deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle, davacıların yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle eksik incelemeye dayanan yerel mahkeme hükmünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 14,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 08.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy