(4721 S. K. m. 713)
A. T. E. ile H. E., O. (soyadı bilinmeyen) ve katılan davalı Hazine, birleşen dosyanın davalıları Nihat Erdinç ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasında gerek asıl davanın gerekse birleştirilen davanın reddine dair Sivas 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.11.2007 gün ve 378/316 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 828 ada 18 parsele ait tapu kaydının TMK.nun 713/2. maddesi gereğince iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, komşu 17 parselle ilgili taşınmazın tutanağındaki malik hanesi tahrif edildiğinden eski hale iade için kesinleşmiş dava olduğunu, o dosyada da malikin O. olduğunu, bu nedenle O.'ın bilinmeyen kişi olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Birleşen dosyanın davalıları F. E., H. E., N. A. ve S. G., taşınmazdaki paylarını davacıya sattıklarını, herhangi bir hakları kalmadığını açıklamışlar, diğer davalı N. E. yargılama oturumlarına gelmemiş, bir cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin süresinde tanık bildirmediği, dinlenen yerel bilirkişi beyanlarının da malik sıfatı ile davacının davasız ve aralıksız 20 yılı aşan zilyedliğini ispata yeterli olmadığını açıklayarak asıl davanın ve birleştirilen 2005/171 esas sayılı davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 10.6.1993 tarihli cevabi yazısına göre kadastro beyannamesi bulunamayan dava konusu 828 ada 18 parsel, kadastro yoluyla 27.2.1974 tarihinde arsa vasfı ile O. adına tapuda kayıtlı iken 24.4.1996 tarihinde imar nedeni ile 3585 ada 6 parsel olmuştur. Halen 151, 74 m² miktarlı arsa vasfındaki 3585 ada 6 parselin 126/2400 payı Sivas Belediyesi, 2274/2400 payı ise O. adına kayıtlı bulunmaktadır.
Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı vekili, kayıt maliki O.'ın kim ve nerede olduğunun bilinmediğini, taşınmazı vekil edeninin 1980 yılında beyanlar hanesinde ismi geçen H. E. mirasçılarından 1980 yılında satın aldığını, o tarihten dava tarihine kadar taşınmazın vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu duruma göre davanın TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı bulunan
Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan
sebebine göre yürütülmesi gerekir. Mahkemece davacı tarafından süresinde tanık listesi verilmediği ve yerel bilirkişi beyanlarının da davayı ispata yeterli olmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Mahkemece 29.1.2007 tarihli yargılama oturumunda taraf vekillerine tüm delillerini ibraz için 10 günlük kesin süre verilmiş ve bu süre içinde davacı taraf tanıklarını bildirmemiş olduğuna, her ne kadar keşifte davacı tanık hazır etmiş ise de Hazine vekilinin muvafakatı bulunmadığından davacı tanıklarının dinlenmemiş olması doğru olmaktadır. Ancak keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, 1965 yılından beri dava konusu taşınmazda binanın olduğunu, o tarihten beri davacının elinde bulunduğunu, önce kendisinin Kullandığını daha sonra tayini çıkınca kiraya vermek suretiyle kullanıma devam ettiğini, 1993 yılından beri bu binada davacının kiracısının oturduğunu bildirmişlerdir. TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı zilyetliğin ispatı tanık dahil her türlü delille mümkündür. Dosyada tanık beyanı bulunmamakta ise de dinlenen yerel bilirkişi beyanları da davacının 1965 yılından dava tarihine kadar davasız, aralıksız, malik sıfatı ile zilyet olduğunu ispata yeterlidir. Diğer yandan TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı
Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan
tümcesinden tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, kayıt malikinin belirlenmemesi amaçlanmıştır. Kadastro yoluyla oluşturulan kayıtlarda, malik sütununun boş ve açık bırakılması, kayıt malikinin kimliğini ortaya koyacak bilgilerin bulunmaması, soyut bir ismin yazılı olması veya hayali ve mevcut olmayan bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir. Kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bu nedenle kayıt maliki O. ile ilgili yapılan tüm araştırmalara rağmen kimliğini ortaya koyacak bilgilere ulaşılamaması, dava konusu taşınmazın dayanağı herhangi bir belgenin olmaması, davalı Hazine vekilinin savunmasında geçen Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/155 esas 1999/731 karar sayılı dosyasında da kayıt maliki O.'a ait bir bilgi veya belge olmaması dikkate alınarak kayıt maliki O.'ın TMK.nun 713/2. maddesi anlamında maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kimse olduğunun kabulü gerekir. Bu açıklamalar karşısında kayıt maliki O.'ın tapu sicilinden anlaşılamayan kişi olduğu belirlendiğine, dava tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın süre ile davacının taşınmazda davasız ve aralıksız, malik sıfatı ile zilyet olduğu yerel bilirkişi beyanları ile ispatlandığına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve 14, 00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy