(4721 S. K. m. 713)
Dava ve Karar: N. Ö. ve müşterekleri ile D. Ü. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Karaman 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.11.2006 gün ve 86/407 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, miras bırakan A. Ö. ve ölümü ile vekil edenlerinin 1968 yılından itibaren ev inşa ederek, 2003 yılından itibaren de kiraya verilerek kullanıldığını, davalının miras bırakanı ve önceki kayıt maliki H. Ü.'ın 1952 yılında öldüğünü tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak 3928 ada 1 parsel de davalıya ait tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı D. Ü., tapulu taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını, davacının iyiniyetli olmadığını, yurt dışında çalıştığı için babasının mirasçılık belgesini çıkartamadığını, 30 senedir babasının zilyet ettiğini, 1998 yılına kadar da tüm mirasçılarla beraber taşınmazı kullandıklarını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın önceki malikinin belli olduğu, ölümü ile mirasçılara intikal ettiği, tapu maliki 20 yıl önce ölmüş olsa bile bilinen bir kişi olduğunu, tapulu yer üzerinde sürdürülen zilyetliğin değeri olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında bulunan tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın öncesi 487 ada 22 parseldir. 487 ada 22 parsel tapuda hükmen 13.9.1984 veya 1994 tarihinde paylı mülkiyet şeklinde davalının miras bırakanı Ahmet oğlu Hüseyin Ünal ve dava dışı kişiler adına kayıtlı iken kısmi imar uygulaması sonucu dava dışı parsellerle beraber 2855 ada 1 parsel numarasını almış, bu parselde ikinci imar uygulaması sonucu 3928 ada 1 ila 11 parseller olmuştur. 326 m² miktarında ve avlulu kargir ev vasfındaki dava konusu 3928 ada 1 parsel, tapuda imar nedeni ile 15.6.1998 tarihinde 311/326 payı Ahmet oğlu Hüseyin Ünal, 15/326 payı ise A. kızı A. A. adına kayıtlı iken H. Ü.'a ait pay 28.9.1998 tarihinde intikal ve taksimen davalı H. oğlu D. Ü., A. A.'a ait pay ise 7.7.1998 tarihinde satış ile davacılardan A. R. kızı N. Ö. adına kayıtlı hale gelmiştir.
Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar vekili dava dilekçesinde kayıt malikinin 1952 yılında öldüğünü açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. TMK.nun 713/2. maddesinde 3 ayrı hal düzenlenmiştir. Birbirinden farklı olan bu haller gerek taraf teşkili ve gerekse doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından birbirinden farklıdır. Başka bir anlatımla; TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı
Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş
halleri kazanmayı sağlayan davasız, aralıksız 20 yıldan fazla malik sıfatıyla geçen zilyetlik olgusuyla birleşmiş, iç içe ve birbirinden ayrı üç dava sebebidir. Hiç şüphe yok ki bu sebeplere dayanılarak açılan dava sonunda verilecek hüküm diğer sebepler yönünden HUMK.nun 237. maddesinde yazılı kesin hükmü oluşturmaz. Görülmekte olan davada davacılar vekili malikin 20 yıl önce ölmüş olması sebebine dayanmış, sonuçta mahkemece önceki malikin belli olduğu, 20 yıl önce ölmüş olsa bile malikin kim olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu payın evvelki maliki A. oğlu H. Ü.'ın TMK.nun 713/2. maddesi anlamında bilinen bir kişi olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Mahkemenin önceki malikin bilinen kişi olduğu gerekçesi bu nedenle yerindedir. Ancak dava konusu pay maliki H. Ü.'ın ölüm tarihinden veya tutanağın kesinleştiği tarihten intikal tarihine kadar TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı koşullarda davacının taşınmazda malik sıfatı ile zilyet olduğu isbat edildiği takdirde bu paya ait tapu kaydının hukuki değerini yitirmesi mümkün olabilir. Bu nedenle mahkemenin kayıt maliki 20 yıl önce ölmüş olsa bile malikin kim olduğunun tapudan anlaşıldığı gerekçesi yerinde değildir. Diğer yandan dosya arasında A. oğlu H. Ü.'a ait mirasçılık belgesi ile dava konusu parselin evveli olan 487 ada 22 parsele ait tapulama tutanağı ve hükmen tescil dayanağı mahkeme dosyası olmadığı gibi, dosya arasındaki tapu kayıtlarına göre de hükmen tescil edilen payların 1984 yılında mı yoksa 1994 yılında mı tapuya tescil edildikleri tam anlaşılamamaktadır.
Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemece, davacı tarafın TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı ölüm sebebine dayandığı dikkate alınarak, taşınmazın evveli olan 487 ada 22 parsele ait kesinleşme şerhini içeren tapulama tutanağı ile hükmen tescile esas mahkeme dosyası getirtilerek tutanağın kesinleşme tarihinin 1984 yılı mı yoksa 1994 yılı mı olduğu tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, ölüm tarihinin tespiti bakımından dava konusu pay maliki A. oğlu H. Ü.'a ait mirasçılık belgesi çıkarttırılarak dosya arasına konulmalı, tutanağın kesinleştiği tarih veya ölüm tarihi ile intikal tarihi arasında 20 yıllık kazanma süresinin geçtiği belirlendiği takdirde malik sıfatı ile zilyetliğin ispatı bakımından taraflara tüm delillerini ibraz etmeleri için süre ve imkan verilmeli, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yukarıda yazılı hususlar gözetilmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve 13,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy