(4721 S. K. m. 713)
Dava: Nafiye ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Artvin Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 04.10.2007 gün ve 228/206 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 206 ada 88 parsele ait tapu kaydının TMK'nun 713/2. maddesi gereğince iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, malik sıfatı ile zilyetliğin olmadığını, daha önce açılan davalar olduğunu, son mirasçının Devlet olduğunun dikkate alınması gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuş ve taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, her ne kadar gaiplik kararının kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıllık süre geçmemiş ise de davacıların en az 50 yıldır zilyet olduklarının tartışmasız olduğu, tapudaki yanlışlığın düzeltilmesi için davacıların çareler aradığı, davalar açıldığı, tapudaki karışıklığa neyin sebep olduğunun anlaşılamadığı, TMK'nun 713. maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine'nin talebi ile Artvin Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 24.05.2006 tarih 112/137 Esas ve Karar sayılı ilamı ile kayıt maliklerinin gaip oldukları, mahkeme kararı ile gaipliklerine karar verildiği gerekçesiyle TMK'nun 427 ve devamı maddeleri ile 3561 Sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince Artvin İl Defterdarı B'nin kayyım olarak atanmasına karar verilmiş, kayyım davada Hazine vekili tarafından temsil edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın öncesi 205 ada 4 parsel olup, 21.11.1985 tarihinde yapılan kadastro sırasında 25.07.1341 tarih 163 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmak suretiyle 2/4 payı Hasan oğlu Abdullah, 1/4 payı Hasan kızı Fatma ve 1/4 payı Mahmut oğlu Halil adlarına ölü oldukları beyanlar hanesinde belirtilerek tespit edilmiş, tutanak 06.05.1986 tarihinde kesinleşmiş, bu parsel ada değişimi sonunda 206 ada 88 parsel numarasını almıştır. Taşınmaz aynı malikler adına tapuda kayıtlı olup bir intikal yapılmamıştır.
Dava, TMK'nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar vekili, kayıt maliklerinin tapuda kim olduklarının bilinmediği sebebi ile açtıkları davalarının, maliklerin bilinen kişiler oldukları gerekçesi ile reddedilip kesinleştiğini, vekil edenlerinin kayıt maliklerinin ölümlerinin tespiti ve mirasçılık belgesi için Artvin Sulh Hukuk Mahkemesi'ne 2003/225 esasında açtıkları davalarının maliklerin ölü olup olmadıklarının belirlenemediği gerekçesi ile reddedildiğini, bu sefer Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan dava sonunda 10.11.2005 gün 4/359 Esas ve Karar sayılı ilamı ile şartları oluştuğundan kayıt maliklerinin TMK'nun 32. maddesi gereği gaip olduklarının tespitine karar verildiğini, bu kararın 13.02.2006 tarihinde kesinleştiğini açıklayarak 50 yılı aşkın vekil edenlerinin zilyet oldukları 206 ada 88 parselin tapu kaydının TMK'nun 713/2. maddesi gereğince iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Bu duruma göre davanın TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı bulunan ...gaiplik... sebebine göre sonuçlandırılması gerekir. Mahkemece gaiplik kararının kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıllık kazanma süresinin geçmesi gerektiği gerekçede yazılmış ise de değişik gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Gerçekten de Yargıtay'ın istikrarlı uygulamaları doğrultusunda gaiplik kararının kesinleştiği 13.02.2006 tarihinden bu davanın açıldığı 12.04.2006 tarihine kadar TMK'nunda yazılı 20 yıllık sürenin geçmediği anlaşıldığına göre dayanılan sebep bakımından davanın reddi gerekmektedir. Diğer yandan dava konusu taşınmazın öncesi olan 205 ada 4 parsele ait tutanağın kesinleştiği 06.05.1986 tarihinden davanın açıldığı 12.04.2006 tarihine kadar da 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Dava bu yönden de redde mahkumdur. Tüm bu açıklamalar karşısında davacı tarafın dayandığı gaiplik sebebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davada davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuş, bunun yanında taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini de istemiştir. Davacının davasının az yukarıda açıklandığı şekilde reddine karar verildikten sonra davalı Hazine vekilinin talebi konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmesi de gerekmektedir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy