(4721 S. K. m. 713, 718, 999) (3402 S. K. m. 17) (3303 S. K. m. 2, 3) (3213 S. K. m. 4)
Dava: Hüseyin ile Hazine, Kozlu ........... Köyü Tüzel Kişiliği ve Kozlu Beldesi ........... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Zonguldak 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 31.10.2007 gün ve 241/289 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili, temyize cevap dilekçesi ile de davacı vekili tarafından duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.09.2008 günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Avukat C.L.S., karşı taraftan Hüseyin vekili Avukat A.O.A. geldiler. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hüseyin vekili, Hazine adına kayıtlı 3034 parselin miras ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu parselin Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle 3034 parselin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3034 parsel, 1970 yılında yapılan kadastroda çalılık olarak tespit dışı bırakılmış, 27.01.2004 tarihinde çalılık niteliğiyle 4932.59 m2 olarak idari yoldan Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı yan, miras ve eklemeli zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar imar-ihya açıklaması yapmaksızın davacının eklemeli 25 yılı aşkın süre zilyetliğini açıklamışlar, mahkemece yazılı şekilde parselin tamamının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.
TMK'nun 999. maddesi hükmü uyarınca bir yerin zilyetlik yoluyla tapuya tescil edilmesi için öncelikle özel mülkiyete elverişli yerlerden olması gerekir. Ziraatçı bilirkişi davacının ev ve meyve bahçesi olarak tasarruf ettiği yeri belirledikten sonra kalan miktarın orman niteliğindeki çalılık-meşe formunda ve taşlık-kayalık yapıya sahip olduğunu, kültür tarımı yapılabilecek yerlerden olmadığını bildirmiş, teknik bilirkişi 18.11.2005 tarihli krokili raporunda bu alanın B ile gösterilen 2665.20 m2 yüz ölçüme sahip olduğunu açıklamıştır. Mahkemece, krokide B ile gösterilen bu yer hakkındaki davanın kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; az yukarıda açıklandığı gibi çekişme konusu taşınmaz öncesinde çalılık niteliğiyle tespit dışı bırakılan yerdir. Bu tür yerler imar-ihyaya muhtaçtır. Davacı dayanmasa bile imar-ihya koşullarının araştırılması gerekir. Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki olumlu ve olumsuz koşulların davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılarak imar planı içine alındığı 14.06.1993 tarihine kadar kazanma koşullarının tamamlanıp tamamlanmadığı üzerinde durulmalıdır.
Dava konusu parselin, tescilden önceki kadastroca belirlenen niteliğine, ziraatçı bilirkişinin taşınmazın bir kısmının orman niteliğine sahip çalı ve meşe formuyla kaplı olduğunu açıklaması karşısında orman araştırılmasının yapılmaması da eksikliktir. Kanunlar ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları karşısında yöntemine uygun olarak orman araştırmasının yapılması, komşu 78, 83, 84 ve 85 parsel numaralı taşınmazların tescillerine ilişkin tüm belgeler eksiksiz olarak getirtilerek taşınmazın önceki niteliğinin belirlenmesi bakımından göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
17.01.1326 (1910) tarih ve 289 sayılı Tezkere-i Samiye ve Bakanlar Kurulu kararı ile sınırları genişletilen Zonguldak Taşkömürü Havzası; Bartın, Karabük, Kastamonu ve Zonguldak illerinin belirli kısımlarını kapsamı içine almaktadır. TMK'nun 718. maddesine göre bir arza malik olmak onun altına ve üstüne malik olmayı da kapsar. Ne var ki, 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un 2 ve 3. maddeleri ile 3213 sayılı Maden Kanun'un 4. maddesi hükmü gereği, taşınmaz mal malikleri, iktisap ettikleri taşınmazların altına malik olamamaktadırlar. Bu nedenle tescil ilamlarında arzın altında bulunan madenlerin Devlete ait olduğunun belirtilmesi ve bunun tapu kütüğüne yazılması gerekir. Somut olayda, bu hususta da araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Kabule göre de, görülmekte olan dava, tapulu taşınmazın iptal ve tesciline ilişkin olduğu halde yerel ve gazete ilanlarının yapılması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeniyle yerinde görülen davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme hükmünün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 550. YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazine'ye verilmesine 16.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy