(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12)
Dava: B. Y. ile N. A. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ferizli Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 19.12.2006 gün ve 60/110 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekilleri, davalıların miras bırakanı M. G. adına kayıtlı bulunan 49 parselin tapu kaydının TMK.nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama oturumuna katılan bir kısım davalılar, davacının bu yer üzerinde kazanmayı sağlayan zilyetliğinin geçmediğini, tapu kaydının intikal görmemesinin hukuki değerini yitirmesine yol açamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 49 parsele ait kadastro tutanağında, Haziran 1937 tarih 118 numaralı tapu kaydına dayanılarak 25.10.1960 tarihinde H. oğlu M. G. adına tespit edilmiş, davada taraf durumunu almayan başka kimselerin itirazlarının komisyonca reddedilmesi üzerine Sakarya Kadastro Mahkemesine açılan tescile itiraz davasının yapılan yargılaması sonucunda 15.11.1989 gün, 698/311 esas ve karar sayılı kararla davacıların itirazının reddine, dava konusu parselin tespit gibi, tespit maliki adına tesciline karar verilmiştir. Kararda kesinleşme tarihi olmamakla birlikte tapu kaydındaki bilgilere göre dava konusu parselin 2.3.1 992 tarih inde tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/2. maddesi hükmüne göre, tapuya tescil tarihi kesinleşme tarihini karşılar.
Görülmekte olan davada davacı vekilleri, davalıların miras bırakanı M.'nın 1978 yılında vefat ettiğini, tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek ölüm sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapulu bir yerdir. 25.10.1960 tarihinde dayanak tapu kaydı tespite esas alınmak suretiyle bu kayıt işleme tabi olma niteliğini yitirmiştir. Tespit tarihinden dava konusu parselin tespitinin hükmen kesinleştiği tarihe kadar taşınmaz üzerindeki mülkiyet durumu askıda kalmış olup, bu süre içinde geçen zilyetlik kazanma bakımından nazara alınmaz. Davacının eklemeli zilyetliğinin başladığı tarihte dava konusu taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan derdest dava bulunmaktadır. TMK.nun 713/2. maddesine dayalı iptal ve tescil davalarından söz edebilmek için tapulu bir taşınmazın bulunması gerekir. Kadastro yoluyla tapu kaydı 1992 yılında oluştuğuna, o tarihten dava tarihine kadar anılan maddede yazılı yirmi yıllık kazanmayı sağlayan süre geçmediğine göre tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğinden söz edilemez. Tüm bu açıklamalar karşısında davacı vekillerinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıdan beri yapılan açıklamalar karşısında davacı vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına ve aşağıda dökümü yazılı 14, 00 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 07.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy