(2644 S. K. m. 21) (3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713) (2863 S. K. m. 11)
Dava: S. H. ile Eminönü Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair İstanbul 8. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.10.2007 gün ve 177/333 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 579 ada 18, 19, 21 ve 22 parsellerin yol olarak kullanılmak üzere İstanbul Belediyesince kamulaştırılarak tapu sicilinden silindiğini, ancak bu taşınmazların bir kısmının yol olarak kullanılmayıp yol fazlası olduğunu, 40 yılı aşkın zamandan beri vekil edeninin ve satın aldığı kişilerin zilyetlik ve tasarruflarında bulunduğunu, yol fazlası durumunda olan taşınmaz bölümleri bakımından kazanma koşullarının oluştuğunu açıklayarak vekil edeninin zilyetliği altında bulunan taşınmaz bölümlerinin vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Eminönü Belediye Başkanlığı vekili, taşınmazların yol ve yeşil alan yapılmak üzere kamulaştırdığını, bu şekilde kamusal taşınmaz niteliğini kazandığını, imar planında 1. derece koruma alanında ve yüksek eğitim tesis alanında kaldığını, özel mülkiyet konusu yerlerden olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazların özel mülke konu olmayan kamu malı niteliğindeki yerlerden bulunduğu görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlardan 579 ada 18 parsel, 20.04.1931 tarihinde Sultan Beyazıt Vakfı neviden olduğu açıklanarak ve Aslen denilmek suretiyle dava dışı R. kızı H. adına tescil edilmiş, sonraki tarihlerde satışlar nedeniyle yine dava dışı gerçek kişiler adına tescilli iken 28.08.1959 gün 285 yevmiye ile kamulaştırma nedeniyle tapu sicilinden terkin edilmiştir. Aynı ada 19 parsel, 29.1.1931 tarihinde Cafer Ağa Vakfı neviden olduğu açıklanarak ve Aslen denilerek M. R. adına tescil edildikten sonra mirasçılarına intikal etmiş, 16.05.1958 gün 1831 yevmiye ile kamulaştırma nedeniyle tapu sicilinden terkin edilmiştir. Yine aynı ada 21 parsel 8.4.1958 tarih 1173 yevmiye ile Belediyece kamulaştırılarak aynı ada 22 parsel de ammeye intikal ettiğinden bahisle 20.03.1945 tarihinde tapu sicilinden terkin edilmişlerdir.
Taşınmazların bulunduğu yerde yapılan keşif sonunda teknik, inşaatçı ve hukukçu bilirkişiler tarafından birlikte düzenlenen 28.5.2007 tarihli rapor ve ekindeki krokiye göre, uyuşmazlık konusu taşınmazların bir bölümü yol ve kaldırım olarak, kalan bölümü ise davacı tarafından ev ve bahçe olarak kullanılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun Kamu Malı başlıklı 16 maddesinin son fıkrası hükmün e göre, yol, meydan, köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Aynı Kanunun 18. maddesine göre ise, orta malları Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez. Ancak bu niteliğini yitiren yerlerin koşulları mevcut olduğu takdirde kazanılması mümkün olabilir. Nitekim, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesinde, Köy ve belediye sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlaları köy veya belediye namına tescil olunur denilmektedir. Yargıtay'ın kazanmış uygulamalarına göre, tapuya tescil edilmemiş terk edilmiş yollar ile yol fazlası yerler 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi durumunda zilyetlik ile kazanılması mümkündür.
Ne var ki somut olayda yukarıda tarihi yazılı bilirkişi heyeti raporuna ve bu raporun atıfta bulunduğu Dairemizin 10.04.2008 gün 2008/899-2047 esas ve karar sayılı geri çevirme yazısı uyarınca dosya arasına alınan İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/217 esas sayılı dava dosyası arasında bulunan 19.07.2007 günlü bilirkişi raporundaki açıklamalara ve belgelere göre dava konusu taşınmazların tümünün İstanbul 1 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 12.07.1995 tarih ve 6848 sayılı kararına göre 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilen yerde kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta dikkate alınması gerekli 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kamu düzeniyle ilgili bir kanun olup, henüz kesinleşmemiş derdest davalarda kamu düzeniyle ilgili olan bu kanunda yapılan değişikliklerin dikkate alınması yasal zorunluluktur. Kamu düzeninin var olduğu olaylar da da kazanılmış haktan söz edilemez. Diğer bir anlatımla, her ne kadar 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11. maddesinin ilk metnine göre derece ayrımı yapılmaksızın sit alanlarının koşulları oluştuğu taktirde kazanılması mümkün bulunmakta ise de, 27.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5226 sayılı Kanunun 5. maddesiyle 2863 sayılı Kanunun 11. maddesindeki koruma alanları ibaresinden sonra gelmek üzere sit alanları sözcüğü eklenmesi nedeniyle, sit alanları içinde baları taşınmazların zilyetlik yolu ile kazanılması yasal olarak engellenmiştir. Daha sonra 30.05.2007 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla değişik 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinin 2. cümlesi yeniden değiştirilmiş, Ancak, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez hükmü getirilmiştir. 11. maddenin değişik son şekline göre Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile ve 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarının zilyetlik yolu ile iktisabı mümkün değildir. Dolayısıyla dava konusu taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanında kaldıkları belirlendiğine ve yukarıda açıklanan her iki değişiklikte davacının edinimini engellediğine göre davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin açıklanan nedenlerle tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 13,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 90 YKR'nin temyiz edenden alınmasına 03.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy