(3402 S. K. m. 12) (4721 S. K. m. 683)
Dava ve Karar: S. P. ile Yeniköy Köyü Tüzel Kişiliği ve katılan davalı Hazine aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Ereğli/Konya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.01.2008 gün ve 436/19 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.10.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü Hazine vekili Avukat C. L. S. geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı S. P. vekili, dava konusu taşınmazlara tecavüz ettiği gerekçesiyle kaymakamlığa şikayet etmek suretiyle sataşma oluşturan davalı Köy Tüzel Kişiliğinin haksız elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Yeniköy Temsilciliği vekili ve katılan davalı Hazine vekili, taşınmazların mer'a olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, dava konusu taşınmazların mer'a niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişme konusu 159 ada 58 ve 59 parsellerin öncesi olan 542 ve 510 kadastro parselleri, orta malı mer'a olarak sınırlandırılmış, kadastro tutanakları 29.4.1986 tarihinde kesinleşmiştir. Görülmekte olan elatmanın önlenmesi davası ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra tespit öncesi zilyetlik nedenine dayanarak üstün hak iddiasıyla açılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesine göre,
tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz
Kanunda yazılı olduğu üzere hak düşürücü süre geçtikten sonra, yalnızca kadastro tespitine itiraz davası değil, kadastro tespitinde belirlenen hususları yok sayarak elatmanın önlenmesi davası gibi başka davalar da açılamaz. Tüm bu açıklamalara göre, hak düşürücü sürenin geçtiği ve dava konusu taşınmazların mer'a niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeniyle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün onanmasına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 550 YTL. Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 14, 00 YTL peşin harcın onama harana mahsubuna 21.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy