(4721 S. K. m. 676) (3402 S. K. m. 15) (1086 S. K. m. 290)
Dava: A. Y. ile S. Y. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Bodrum 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.04.2008 gün ve 339/245 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, davalılar S., G., Y. ile davalılar H., A., H., H. vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü
Karar: Davacı A. Y. vekili, dava konusu 591 parsel ile 11 ada 187 parsellerin 11.3.1987 tarihinde ölen ortak miras bırakan H. Y.'dan kaldığını, mirasçılar aralarında yapılan paylaşım ile 11 ada 187 parselin davalılardan H. Y.'a düşmesine rağmen tapuda satış gibi gösterilerek aynı mirasçı adına tescil edildiğini, 591 parselin ise mirasçılar arasında gerçek iradeyi yansıtmayacak şekilde tapu sicilinde paylaşım ve ifraz yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle miras payları oranında davacı ve A. Y. dışındaki davalılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan S., G. ve Y. Z. Y., davayı kabul ettiklerini bildirmişler, diğer davalılar H. Y. ve arkadaşları vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, dava konusu 434 ada 2 ve 460 ada 1 parseldeki davalı S. Y. adına kayıtlı paylar ile, 434 ada 3 parseldeki davalı G. Y. adına kayıtlı tapunun iptaliyle davacı A. ve A. Y. dışındaki davalılar adına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre tesciline, davacının fazlaya ilişkin isteğinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı A. Y. vekili, davalılardan S., G. ve Y. Z. Y. ile bir kısım davalılar H. Y. ve arkadaşları vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu 11 ada 187 parsel, elbirliği mülkiyeti şeklinde davacı ve A. Y. dışındaki davalılar adına kayıtlı iken ortakların paylarını 12.500.000 TL'ye sattıkları belirtilerek 25.11.2004 tarih 11788 yevmiye ile tamamı davalılardan H. Y. adına tescil edilmiştir. Diğer dava konusu 591 parsel ise, davacı ile A. Y. dışındaki davalıların ortak miras bırakanları H. Y. adına kayıtlı iken 25.11.2004 tarih 11789 yevmiye ile miras paylaşımı ve ifraz sonucu birçok ada ve parsellere ayrılmış, sonradan mirasçılar dan H. A. ifraz sonucu kendisine düşen 458 ada 1 parseli mirasçı olmayan davalı A. Y.'a, Y. Z. Y. ise 419 ada 6 parseli diğer mirasçı A. S.'e satmıştır.
Davacı vekili, 11 ada 187 parselin taksimle davalılardan H.'ye düştüğünü, tapu sicilinde ise satış gibi gösterilerek aynı kişi adına tescil edildiğini gerçekte kendisine satış bedeli ödenmediğini, tapudaki bu işlemin gerçeği yansıtmadığını, 591 parselin ise tapu sicilinde 25.11.2004 tarihinde resmi olarak yapılan ifraz ve paylaşım sözleşmesinin önceden hazırlanan 19.10.2004 tarihli tescil bildirimine uymadığını, resmi sözleşme sırasında yapılan değişiklik ile 591 parselin ifrazıyla oluşan ve belediye hizmet alanı olarak bırakılan 459 ada 1 parselin davalılardan A. S. adına tescil edildiğini, bunun taksim dengesini bozduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle mirasçılık belgesi oranında tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dosya arasında bulunan tapu kayıtlarına göre, miras paylaşımının yapıldığı iddia edilen tarihte dava konusu taşınmazlar tapuda kayıtlıdır. TMK.nun 676/son maddesi hükmüne göre, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda mirasçılar arasında yapılan paylaşım sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Kanunun öngördüğü geçerlilik koşulu emredici nitelikte olup uyulması zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesinin de somut olaya uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Davacı A. vekili, 11 ada 187 parselin miras paylaşımı ile davalı H.'ye düştüğünü ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşsa da dosya arasında yazılı paylaşım sözleşmesi bulunmadığı gibi davacı bu tür bir delile de dayanmamıştır. Yukarıda anılan kanun maddesi karşısında tapulu taşınmazların sözlü paylaşımı geçerli değildir. Diğer yandan, davacı yanca satış işleminin muvazaalı olduğu iddia edilmişse de, kişinin kendisinin katıldığı işlemin muvazaalı yapıldığı iddiasının, HUMK'nun 290. maddesi hükmü uyarınca, ancak aynı derecede bir belge ile kanıtlanması söz konusu olabileceğinden ve davacının da bu yöne ilişkin sunduğu delil bulunmadığından temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin 591 parselden bölünme 419 ada 6, 434 ada 2, 3, 4, 5, 435 ada 7, 458 ada 1, 459 ada 1 ve 460 ada 1 parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dosya arasında bulunan mirasçılık belgelerine göre davacı ve A. Y. dışındaki davalılar, 11.3.1987 tarihinde ölen miras bırakan H. Y.'ın mirasçılarıdır. Davacı A. dahil tüm mirasçılar tapu sicil memuru önünde 25.11.2004 tarih 11789 yevmiye ile resmi miras paylaşım sözleşmesini yapmışlar, söz konusu bu sözleşmede davacının da imzası bulunmakladır. İşlemin sahteliği ve imza inkarı ileri sürülmediğinden paylaşım sözleşmesi davacı dahil tüm mirasçıları bağlar. Anılan resmi paylaşım sözleşmesi karşısında taslak niteliğindeki aynı tarihli tescil bildiriminin hukuki değeri yoktur. Bu saptamalar karşısında, resmi paylaşım sözleşmesinin gerçek iradeyi yansıtmadığı yönündeki davacı vekilinin iddiası sabit görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle yukarıda açıklanan hüküm bölümlerinin onanmasına,
Davalılar S., G. ve Y. Z. Y. temyiz itirazlarında, 11.10.2005 tarihli yargılama oturumunda davayı kabul ettiklerini bildirmişlerse de bu kabullerinin geçerli olmadığını ileri sürmüşlerdir. Miras paylaşımının geçerliliği, yazılı olmasının yanında tüm mirasçıların ya da yasal temsilcilerinin eksiksiz katılımına bağlıdır. Bütün mirasçıların katılımı ile yapılan paylaşım sözleşmesi yine bütün mirasçıların oybirliği ile ortadan kaldırılmadıkça geçerliliğini devam ettirir. Başka anlatımla, geçerli miras paylaşımı yapıldıktan sonra bir ya da birkaç mirasçının itirazı, paylaşımdan dönme iradelerini açıklamaları paylaşım sözleşmesini sonradan geçersiz hale getirmez. Bu nedenle, resmi paylaşım sözleşmesine katılan mirasçılardan S., G. ve Y. Z.'nın sonradan geçerli paylaşımın yapılmadığı yönündeki ifadeleri paylaşımı ortadan kaldırmaz ve adı geçen davalılar yönünden bağlayıcı nitelikte değildir. Kaldı ki, davacının tek başına açtığı dava ile tüm mirasçılar adına miras payları oranında tescil isteme yetkisi de bulunmamaktadır. Bu açıklamalara göre, 434 ada 2, 3 ve 460 ada 1 parsele ilişkin davanın da reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalılar H., H., A., H. ve A. Y. hakkındaki davanın reddine karar verilmesine rağmen yargılama giderleri ile harem ve davacı lehine takdir edilen avukatlık ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi usul hükümlerine uygun olmadığından adı geçen davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyizi yerinde görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle, davalılar S., G. ve Y. Z. Y. ile diğer davalılar H., H., A., H. ve A. Y. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün belirtilen bölümlerinin HUMK.nun 428. maddesi uyarınca bozulmasına ve aşağıda dökümü yazılı 303, 80 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 60,70 YTL harcın temyiz eden davacıdan alınmasına ve istekleri halinde 303,80 YTL peşin harcın S. ve müştereklerine, 15,20 YTL peşin harcın da H. ve müştereklerine ayrı ayrı iadesine 24.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy