(3402 S. K. m. 12, 26)
Dava: Ummuhan ile Gülümser ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Fethiye 2. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 01.11.2007 gün ve 53/510 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 1517, 1575, 1645, 1632, 1633 ve 2694 parsel sayılı taşınmazlara ait davalılar adına olan tapu kayıtlarının kısmen iptal edilerek vekil edeninin miras hissesi oranında adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazların, vekil edeni ile davalıların ortak miras bırakanı olan Sadettin'den miras yolu ile tüm mirasçılarına intikal eden ve paylaşıma konu olmayan yerler olmasına rağmen, kadastro tespitleri sırasında davalılardan Gülümser ile davalıların yakın miras bırakanı Ekrem adına tespit ve tescil edildiklerini ileri sürerek yani kadastrodan önceki hukuki nedene dayanarak dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının vekil edenine ait miras hissesi oranında iptal edilerek vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dosya arasında bulunan ve kesinleşme şerhi taşıyan kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre; uyuşmazlık konusu taşınmazlardan 1517, 1575, 1645 parsellere ilişkin bulunan ve Ekrem adına yapılan tespitler ile 1632 ve 1633 parsellere ilişkin bulunan ve Gülümser adına yapılan tespitler 09.07.1987 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 04.01.2007 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm defi ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından kendiliğinden de göz önünde tutulur. Dolayısıyla, yukarıda parsel numaraları yazılı bulunan taşınmazlara yönelik davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin bu parsellere yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile 1517, 1575, 1645, 1632 ve 1633 parsellere yönelik hüküm bölümlerinin ONANMASINA.
Davacı vekilinin 2694 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık konusu 2694 parsel, dosya arasında bulunan tapu kayıt örneğine göre; 31.05.1999 tarihinde davalılar ile dava dışı Muhammet adına hisseli biçimde hükmen tescil edilmiştir. 2694 parsele ait kadastro tutanağı ve tescilini sağlayan hüküm dosyası dosya arasında bulunmamaktadır. Mahkemece 2694 parsele ilişkin tutanak ve tesciline kaynak teşkil eden hüküm dosyası getirtilmeden, tespitin ne şekilde ve ne zaman kesinleştiği tam olarak belirlenmeden ve bu parselle ilgili hüküm dosyasının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/1. maddesi ve aynı kanunun 26/B bendi hükümleri uyarınca kadastro mahkemesine süresinde açılan ve aktarılan bir dava olup olmadığı değerlendirilmeden ve böyle bir davanın varlığının tespit işleminin kesinleşmesini önleyeceği ve Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin kadastro mahkemesince verilen kararın kesinleştiği tarihten başlatılmasının zorunlu olduğu hususu göz ardı edilerek bu parsele ilişkin olarak da 10 yıllık hak düşümü süresinin dolmuş olduğu görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin uyuşmazlık konusu 2694 parsele ilişkin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile bu parsele ilişkin usul ve yasaya aykırı hüküm bölümünün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 14,00. YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 17.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy