(4721 S. K. m. 117, 713) (1062 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 18) (2762 S. K. m. 8) (5737 S. K. m. 23) (743 S. K. m. 81/B)
Dava: Bedriye Ocak ile Nazire Şoman'a izafeten Hazine ve dahili davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Mersin 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 08.02.2008 gün ve 438/58 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 117 ada 47 parsele ait tapu kaydının TMK.nun 713/2. maddesi gereğince iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilleri, dava konusu taşınmazın kayıt malikinin ölümü ile Suriye uyruklu Nazire Şoman'a kaldığını ve Hazine tarafından taşınmaza kanun gereğince elkonulduğunu, 1972 yılından beri davacı ve öncesinde miras bırakanı Muhittin Ocak tarafından ecrimisil ödenerek kullanıldığını, malik sıfatı ile bir zilyetliğin olmadığını ve üzerinde Vakıf şerhi bulunduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapu kaydının incelenmesinde taşınmazın kayıt maliki Abdurrahman Şoman'ın ölümü ile Suriye uyruklu yegane varisi Nazire Şoman'a kaldığının anlaşıldığı, taşınmazın tapu kaydında da Valide Sultan Vakfına ait olduğuna dair şerh bulunduğunun yazılı olduğu, vakfa ait taşınmazın zilyetlikle edinilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 117 ada 47 parsel, 30.4.1945 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında belgesizden ölü Abdurrahman Şoman adına tesbit ve tescil edilmiş, tutanak 2.8.1945 tarihinde kesinleşmiş,tapu kaydı intikal görmemiştir.Tapunun beyanlar hanesinde; Abdurrahman Şoman'ın ölümü ile yegane varisi Suriye uyruklu Nazire Şoman'a kaldığından bu sebeple 1062 sayılı Kanun gereğince Hazinece elkonulduğu yazılıdır.
Dava, TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı vekili, kayıt maliki Abdurrahman Şoman'ın ölümünden itibaren davacının taşınmazı en az 40-50 sene tasarruf ettiğini ve tapuda intikal edilmediğini açıklayarak TMK.nun 713/2. maddesi uyarınca iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Kural olarak tapulu bir taşınmazın zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Ancak kayıt maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da gaipliğine hükmedilmiş bir kişi ise kanunda belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş olması halinde böyle bir kayıt hukuki değerini yitirebilir ve kazanılması düşünülebilir.
Dosya arasında bulunan Mersin Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.1951 tarih 513/575 esas ve karar sayılı mirasçılık belgesine ilişkin ilamda, Mehmet oğlu Abdurrahman Şoman'ın 1325 tarihinde ve Mersin'de öldüğü, yegane varisinin kızı Suriye uyruklu Nazire Şoman olduğu açıklanmıştır. Kayıt maliki Abdurrahman'ın tesbit tarihinden önce ölü olduğu, dava konusu taşınmazın tutanağı da ölüm tarihinden sonra 2.8.1945 tarihinde kesinleştiğine göre kazanma süresinin ölüm tarihinden değil tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanması gerekir.Az yukarıda yazılı mirasçılık belgesine göre tesbit tarihinden önce ölü olduğu anlaşılan kayıt maliki Abdurrahman'ın tek mirasçısı Suriye uyruklu kızı Nazire Şoman'dır. 1939'da Hatay'ın Anavatan'a katılmasından sonra Suriye uyruklu kişiler hakkında bir seri kararnameler çıkarılmış, adı geçen kişilerin taşınmazlarına el konulmuştu.15 Haziran 1927 tarihinde yürürlüğe giren 1062 sayılı Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaz'iyet Eden Devletin Türkiye'deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabele-i Bilmisil Tedbiri İttihazı Hakkında Kanun hükümlerine göre hazırlanıp yürürlüğe konulan 13.1.1939 gün ve 2/10250 sayılı Kararname ile Suriye uyruklulara ait taşınmazların başkalarına ferağ ve ipotek edilmesi, 14.2.1942 gün ve 2-17317 sayılı Kararname ile de Suriye uyruklulara ait taşınmazların haciz vazedilerek satılmaları önlenmiştir. Ayrıca Bakanlar Kurulunun 1062 sayılı Kanunun 1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarttığı 1.10.1966 gün ve 6/7104 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan ve Dışişleri Bakanlığı'nca hazırlanan Suriye Uyrukluların Mallarının Tesbiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, Suriye uyruklulara ait taşınmazların tapu dışı devir, temlik gibi mülkiyeti nakle yarayan işlemlerin hukukça değeri yoktur.01.10.1966 gün ve 6/7104 sayılı Kararname, Suriye uyruklulara ait taşınmazlara el konulduğunu bildirdiğinden bu kimselere ait taşınmazlar kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazlar niteliğini kazandığından 3402 sayılı Kanunun 18/2. maddesi hükmüne göre, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemezler. Suriye uyruklu kişilere ait taşınmazlara Hazinece el konulmuş olması nedeniyle bu tür yerler üzerinde işleyen zilyetlik iktisap bakımından herhangi bir değer taşımaz. Kayıt malikinin tek mirasçısı Nazire'nin Suriye uyruklu olduğu mirasçılık belgesi ile sabit olduğuna göre bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer yandan, mahkeme gerekçesinde icareteynli vakıf şerhinden bahsedilmiş ise de tapu kaydı, tapulama tutanağı ve dosya arasındaki belgelerde vakfın icareteynli olduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, tutanakta yerin Valide Sultan Vakfından olduğu yazılı olup tapu kaydında da Valide Sultan Vakfındandır şeklinde şerh bulunmaktadır. Taşınmazın tapu kaydındaki Valide Sultan Vakfından şerhi dikkate alınarak vakıf malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümlerinin uygulanamayacağı 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 8. (5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun ise 23. maddesi) ve TMK. nun 117/1. maddesinde (eski MK. nun 81/B maddesi) açıklandığına göre, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla tescili bu yönden de mümkün bulunmadığından mahkemenin red gerekçesi bu bakımdan da yerindedir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun görülen hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 14,00 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 20.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy