(4721 S. K. m. 713)
Dava: Y. A. ile Hazine ve Eldirek Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu miktar artırımı ve arazi sınır tespiti davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Fethiye 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.09.2006 gün ve 86/462 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekilleri kadastroda 412 parsel sayılı taşınmazın vekil edenleri adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazın doğu kısmında kadastroda yol olarak bırakılan kısmın müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek tapu miktar artırımı ve arazi sınır tespiti isteminde bulunmuşlardır.
Davalı Hazine şekili, dava konusu yerin kadimden beri köy yolu olduğunu bu gibi yerlerin zilyetlikle iktisabının olanaklı olmadığını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Öteki davalı köy tüzel kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmesine rağmen oturumlara katılmamış ve yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne 27.03.2006 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen 599 71 m²'lik bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide A harfi ile gösterilen 585.86 m²'lik bölümün 899 nolu parsel içerisinde kalması ve o parsel hakkında dava açılmadığından bu bölümle ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan kanıtlar tüm dosya içeriğinden; davacının dava dışı 412 nolu parseline ilişkin tapulama tutanağı ile çap kaydı getirilmiştir. Yapılan incelemede 412 nolu parselin kerpiç ev ve tarla niteliğiyle 3860 m² olarak senetsizden, 26.07.1975 tarihinde M. A. adına tespitinin yapıldığı, itirazsız olarak 27.04.1976 kesinleştiği belirlenmiştir. Davacının, tespit malikinden, bu yeri 7.8.1985 tarihinde tapu idaresindeki resmi satışından edindiği görülmüştür.
Davacının kayden satın almış olduğu dava dışı 412 nolu parsele revizyon gören 1937 tarih ve 90 tahrir nolu vergi kaydı getirilmiştir. Miktarının 60'ar olduğu, 1/5'er paylı olarak O., M., B., M. ve F. A. isimlerine kayıtlı olduğu, sınırlarının doğru yol, batısı ve güneyi değirmenci, kuzeyinin balcı olarak yazılı olduğu belirlenmiştir.
Dosya içerisindeki 410 ve 411 nolu parsellere ilişkin kadastro tutanakları incelenmiştir. 410 nolu parselin tarla niteliğiyle 2960 m² olarak 26.07.1975 tarihinde B. A. adına tespitin yapıldığı, itirazsız olarak 27.4.1976 tarihinde kesinleştiği saptanmıştır. Yine 411 nolu parselin kargir ev ve tarla niteliğiyle 3200 m² olarak 26.7.1975 tarihinde A. A. ve 7 arkadaşı adına verasette iştirak halinde tespitinin yapıldığı, itirazsız olarak 27.4.1976 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. 410 ve 411 nolu parsellere de 1937 tarih ve 90 tahrir nolu vergi kaydının uygulandığı görülmüştür.
Mahallinde keşif yapılmıştır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerin davacının zilyetliği altında bulunduğunu açıklamışlardır. Fenni bilirkişi kroki ve raporunu sunmuştur. Ziraatçı bilirkişinin raporu dosya içerisindedir, Orman bilirkişisi bu yerin orman olmadığını rapor etmiştir.
Açıklanan tüm bu olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık kadastroda (tapulamada) paftasında yol olarak gösterilen bu yerin iktisabının olanaklı olup olmadığında toplanmaktadır.
Çekişmeli yerle ilgili tapulama çalışmaları 1976 yılında tamamlanmıştır. Dava konusu bu yer paftasında yol olarak bırakılmıştır. Eldeki dava 27.02.2003 tarihinde açılmıştır. Davacı 412 nolu dava dışı parseli çaplı olarak 7.8.1985 tarihinde edinmiştir. Davacının hakkı kural olarak çap kaydı ile sınırlıdır. Bir başka anlatımla, davacı, tapulama sonucunda oluşan 412 nolu parseli tapudaki tespit malikinin 7.8.1985 tarihindeki satışından edinmiştir.
Önceki malikin dava hakkını devir almamıştır. Dolayısıyla önceki malikin zilyetliğine dayanması olanaksızdır.
Davacının zilyetliği ise tespit sonrasına dayalı olup çap kaydını edindiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar TMK.nun 713/1. maddesindeki koşullar gerçekleşmemiştir. Bundan ayrı, davacının bayii adına tespiti yapılan 412 parsel ile dava dışı 410 ve 411 nolu parsellere revizyon gören 1937 tarih ve 90 tahrir nolu vergi kaydının doğu sınırı yol yani dava konusu yeri okumaktadır. Vergi kaydı 410, 411 ve 412 nolu parsellere miktarından fazla olarak revizyon görmüştür. Okumakla olduğu yol sınırı vergi kayıt maliki ve tespit maliklerini bağlayacaktır.
Hal böyle olunca, keşif zaptındaki mahalli bilirkişi ve tanık beyanları takdiri delil niteliğinde olup yukarıda belirtilen ilke ve kurallarla örtüşmediğinden ve dava konusu yer kadim köy yolu olduğundan davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinden olduğundan kabulü ile hükmün HMUK.nun 428. maddesi uyarınca bozulmasına, 15.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy