(3402 S. K. m. 12) (4721 S. K. m. 640, 701, 702)
Dava ve Karar: H. U., Z. U., M. Y. ile F. Y. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kayseri 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.05.2008 gün ve 386/186 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı F. Y. vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, 183 ada 293 ile 313 parsellerin miras bırakan B.'den intikal ettiğini, taşınmazlar üzerinde miras payları bulunduğunu, kadastro çalışmaları sırasında mirasçılardan D. eşi davalı F. adına tespit edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının 1/4'er oranında iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekilleri, dava konusu taşınmazların miras bırakanından kaldığını ileri sürerek miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesini istemişlerdir. Mirasçılık belgesine göre, davacıların miras bırakanı 10.05.1984 tarihinde ölmüş olup davalı tereke ye göre üçüncü kişi durumundadır. Miras bırakanın ölüm tarihine göre, terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olup, taksim hakkında bir açıklama da yapılmamıştır. TMK.nun 701. maddesinde; Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı kanunun 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan bir kısmının kendi paylarını ileri sürerek dava açması mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir kısım mirasçıların elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tasarruf da bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Mirasçılardan bazılarının kendi payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK.nun 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesi mümkün değildir. Davacıların böyle bir dava açma yetkisi bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi uyarınca hak düşürücü süre içerisinde usulüne uygun olarak her zaman dava açılması mümkün bulunduğu gözden kaçırılarak işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 183, 00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy