(1086 S. K. m. 409) (3402 S. K. m. 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Mehmet Emin Acun ile Hazine, Akyurt Belediye Başkanlığı ve Güzelhisar Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Akyurt Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.02.2007 tarih ve 99/36 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı-karşı davalı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastroca tesbit dışı bırakılan dava konusu yerin satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı Hazine vekili, tescil konusu yerin zilyetlikle kazanılamayacak orta malı mera olduğunu açıklamış, 14.8.2003 tarihli dilekçesiyle dava konusu yerin Hazineye ilişkin olduğunu belirterek davacının bu yere elatmasının önlenilmesine, yapmış olduğu inşaatların kaldırılmasına ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye vekili, imar planı içinde kalan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı-karşı davalının davasının kabulüne, 1.11.2004 tarihli krokide gösterilen 1707 m2 yerin davacı-karşı davalı adına tapuya tesciline, davalı-karşı davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı-karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmaz bölümünün TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Tescil konusu taşınmaz 1952 yılında yapılan kadastro çalışmalarında boz ve hali niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Komşu köyler halkı arasından dinlenen yerel bilirkişi dava konusu yer ve çevresinin öncesi itibariyle köy hayvanlarının otlatıldığı bir yer olduğunu, dava gününden 40-45 sene önce dava konusu ve çevresinin bir tüm olarak bağ haline getirildiğini, bakımının yapılmaması sebebiyle parsellendiğini, satışla davacıya geçtiğini, dava gününe kadar eklemeli 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi üzerinde 30-35 senelik bağ omcalarının bulunduğu ikinci sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca olağanüstü zaman aşımı yoluyla kazanılabilmesi için taşınmazın doğal yapısı ve niteliği itibariyle özel mülkiyet konusu ve kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Ancak böyle bir yer kanunda belirtilen sair koşullar altında kullanıldığı taktirde kazanma sağlar. Hazine taşınmazın mer'a olduğunu savunmuş, yerel bilirkişiler köy hayvanlarının otlatıldığı bir yer olmasına rağmen mer'a niteliğinde olduğunu bilmediklerini, taraf tanıkları da mer'a olmadığını açıklamışlardır. Yapılan araştırma ve incelemeye göre dava konusu yer ve çevresinin tahsisli mer'a olmadığı da belirlenmiştir. Davacı-karşı davalı vekilinin emsal olarak dosyaya sunduğu aynı yerde bulunan davanın kabulüne ait hükümlerin içeriğine göre tescil konusu taşınmazların mer'a olmadığı ve kazanılmaya elverişli yerlerden olduğu belirlenmiştir. Dosya arasındaki bu hükümler tescil konusu taşınmaz bakımından güçlü delil niteliğindedir. Paftaya göre aynı yerde bulunan taşınmazların mer'a olmadığı özel mülkiyet biçiminde kazanılmaya elverişli ve tescile tabi yerlerden olduğu belirlenmiştir. Bütün bu olgular karşısında dava konusu yerlerin kadim ve tahsisli mer'a olmadığı sonucuna ulaşmak gerekir.
Davalı Belediye vekili, imar planı içinde kalan taşınmazların kazanılmayacağını bildirmiştir. Yapılan inceleme ve alınan cevaplara göre tescil konusu taşınmaz ve çevresi Belediye imar planı dışında 13.8.2004 gününde Büyükşehir Belediye Başkanlığı mücavir alan içerisine alınan bir yerdir. Belediye imar planı içinde bulunan bir yerin koşulları oluştuğu taktirde olağanüstü zaman aşımı yoluyla kazanılması mümkündür. 3402 s. Kadastro Yasasının 17. maddesinin son fıkrası da imar ve ihya bakımından imar planı içinde olmamayı bir koşul olarak öngörmüştür. Gerçekten de bir yerin imar ve ihya yoluyla kazanılabilmesi için İl, İlçe ve Kasabaların imar planı içinde olmaması gerekir. İmar planı içinde bulunan yerlerin imar ve ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Görülmekte olan davada taşınmaz imar planı dışında Büyükşehir Belediye Başkanlığının mücavir alanı içinde bulunan bir yerdir. Mücavir alanda bulunan bir yerin zilyetlikle ve imar-ihya yoluyla kazanılması mümkündür. Davalı Belediyenin de bu yöne ilişen savunması yerinde görülmemiştir.
Yukarıdan beri izah edilen sebep ve gerekçeler, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre dava konusu taşınmaz bölümünün davacı-karşı davalı tarafından kazanıldığı belirlendiğine göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı-karşı davacı Hazine vekilinin hükmün esasına yöneltmiş olduğu temyiz itirazlarının reddi ile hükmün esasının ONANMASINA,
Davalı-karşı davacı Hazine vekili 7.2.2006 ve onu izleyen 28.3.2006, 23.5.2006 tarihli yargılama oturumlarına katılmadığı gibi herhangi bir mazerette bildirmemiştir. Hazine vekilinin açmış olduğu dava takip edilmediği için HUMK. nun 409. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılır. Mahkemece Hazinenin açmış olduğu davanın HUMK. 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak biçimde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Hazinenin bu biçimde kurulan bir hükmü temyiz etmekte hukuki yararı vardır. Karşı davanın reddine karar verilmesi halinde karşı taraf lehine taktir ve tayin edecek avukatlık ücreti değişik olmaktadır. Davalı-karşı davacı Hazine vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları açıklanan sebeple yerinde bulunmaktadır.
Az yukarda açıklandığı üzere dava tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda davacı bütün yargılama giderlerinden sorumlu olup geriye kalan harcın davacıdan alınmasına karar verilmesi gerekir. Peşin alınan harcın davacıya iadesine, geriye kalan harç yönünden tahsile karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı-karşı davacı Hazine vekilinin harca ve karşı davaya ait temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu bölümlerinin HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 2588 s. Kanunla eklenen 492 s. Harçlar Yasasının 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 11.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy