(1086 S. K. m. 428)
Dava: N. A. ve K. A. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Tunceli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.02.2008 gün ve 419/50 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras bırakanı K. A.'dan intikalen ve eklemeli zilyetlik nedeniyle 114 ada 63 parselin davalı Hazine üzerindeki 240/3840 payının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu parselin 240/3840 payının hükmen tescil edildiğini, Tunceli Kadastro Mahkemesinin 1989/37 Esas, 2002/103 Karar sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil ettiğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı uyarınca davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hükmün davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 7.6.2007 gün, 2007/2778 Esas, 3583 Karar sayılı ilamı ile ..... Dava konusu taşınmazın davacıların miras bırakanı K. A.'dan kaldığı bildirildiğine, bağış veya taksim sonucu davacılara intikal ettiği de açıklanmadığına göre, terekeye dahil taşınmazın elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve bir kısım mirasçının adına tescil istemiyle dava açamayacağı gibi, tüm mirasçılar adına tescilde istenmediğine göre, diğer mirasçıların muvafakatları alınarak da davaya devam edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi..... gerekçesiyle bozma sevk edilmiş, davalı Hazinenin hükmün esasının bozulması yönündeki karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmişti.
Dava konusu 114 ada 63 parselin öncesi 114 ada 25 parsel olup, senetsizden 20 yılı aşkın süredir zilyetliklerine istinaden 20.2.1986 tarihinde 1/2 hisselerle H. Z. ve M. A. A. adına tespit edilmiş, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle Hazinenin tespite itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 3.11.1986 tarih, 163 no.lu kararı ile tespitin iptali ile Hazine adına tespite karar verilmiş, H. A. mirasçıları ve müştereklerinin zilyetliklerine dayanarak itirazları üzerine Tunceli Kadastro Mahkemesinin 1989/37 Esas, 2002/103 Karar sayılı ve 30.12.2002 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile 114 ada 25 parselin fen bilirkişinin 19.6.2001 tarihli rapor ve krokisinde gösterilen 6016 m2 sinin zilyetlik koşulları oluştuğu anlaşılan bir kısım davacılar ve katılanlar adına payları oranında tesciline, K. A. adına zilyetlikle edinim koşulları oluşmuş ise de, adına açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesi ile ona ilişkin 240/3840 payın davalı Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm derecattan geçerek 22.09.2003 tarihinde kesinleşmiş ve infaz edilmek suretiyle ifrazen 114 ada 63 parsel oluşmuştur.
Temyiz incelemesine konu dava; K. A. mirasçıları tarafından miras yolu ile intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle Hazine adına açıklandığı şekilde hükmen tescil edilen 240/3840 paya ilişkin olarak açılmış bulunmaktadır. Her ne kadar önceki hüküm Dairece yukarıda açıklandığı üzere dava şartı yokluğundan bozulmuş ise de, bu kez yapılan temyiz incelemesi sırasında bozma sonrası dosya arasına sunulan mirasçılık belgesine göre K. A.'ın 22.6.1979 tarihinde öldüğü, geriye dosyamız davacıları K. A. ve N. A.'ı mirasçı olarak bıraktığı anlaşılmıştır. Miras bırakan K. A.'ın davacılar dışında mirasçısı bulunmadığına göre, bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu ve kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle verilen kararında bu nedenle yerinde bulunmadığı görülmüştür. Davalı Hazine her ne kadar dava konusu parselin hükmen tesciline esas yukarıda tarihi ve sayısı yazılı dosyanın kesin hüküm teşkil ettiğini bildirmiş ise de; Tunceli Kadastro Mahkemesinin 1989/37 Esas, 2002/ 103 Karar sayılı dosyası hükmünde dosyamız davacılarından N. A. davacı olarak yazılmışsa da, adı geçenin usule uygun açılmış bir davası ve katılma isteği bulunmadığından kesin hüküm oluşturmadığı, bu nedenle de 240/3840 payın Hazine üzerinde bırakıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaza ilişkin payın miras bırakanlarından intikalen davacılar zilyetliğinde bulunduğu ve kazanma koşullarının oluştuğu gerek Tunceli Kadastro Mahkemesinin 1989/37 Esas, 2002/103 Karar sayılı dosyasından, gerekse yargılama aşamasında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığına göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken maddi hataya dayalı bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasa hükümlerine aykırı bulunan hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve 14,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy