(4373 S. K. m. 1)
Dava: Ş.Ş. ile Hazine ve Mahmutlu Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Boyabat Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 05.06.2008 gün ve 501/228 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazların imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, tescil konusu taşınmazların olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ırmak yatağı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 04.03.2008 günlü krokide sınırları yazılı Al ile gösterilen 574.85 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, A2 ile gösterilen 81.62 m2 taşınmaz hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazların imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescili isteğine ilişkindir. Tescil konusu taşınmazlar 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ırmak yatağı niteliğiyle tespit dışı bırakılmışlardır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının dava tarihinden geriye doğru 40-50 yıldan bu yana tarım arazisi olarak ekonomik amaca uygun şekilde tasarruf ettiğini, ziraatçı uzman bilirkişi kültür arazisi niteliğinde olduğunu bildirmiştir. Açıklandığı üzere, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, davacının tespit dışı bırakılan dava konusu yerleri koşullarına uygun olarak tasarruf ettiği kanıtlanmış bulunmaktadır. Davalı Hazine temsilcisi dava konusu taşınmazların 4373 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kazanılamayacak yerlerden olduğunu savunmuştur.
4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre; yüksek seviye gösteren akarsuların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırlarının İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan olunacağı açıklanmıştır. Dosya arasında bulunan 06.10.1967 gün ve 6/8920 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Gökırmak kaynaklarının Kızılırmak'a kavuştukları yere kadar ırmağın sağında ve solunda olmak üzere 200'er metre genişlikteki saha koruma alanı olarak tespit ve ilan edilmiştir. Yapılan uygulamaya göre tescil konusu taşınmazlar tarih ve sayısı yazılı Bakanlar Kurulu kararı ve eki harita kapsamında kalmaktadır. 4373 sayılı Kanunun 2. maddesi ile de tespit ve ilan edilen alanda suların akmasına engel olacak bina ve benzeri tesisler ile ağaç dikmek ve birtakım engellerin yapılması yasaklanmıştır. Maddenin incelenmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere 4373 sayılı Kanun mülkiyet hakkının edinilmesini yasaklamamış, sadece tasarruf durumunu kısıtlamış bulunmaktadır. Bir bakıma bu kanunla sınırlı mülkiyet durumu öngörülmüştür. Tüm bu açıklamalar göz önünde tutularak mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 11.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy