(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 428)
Dava: M. A.'a vesayeten M. A. ile Hazine ve Doruklu Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Mersin 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.02.2008 gün ve 626/51 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.01.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili ve karşı taraftan M. A. vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı M. A.'a vesayeten M. A. vekili, 1950 yılından beri devam eden zilyetliğe dayanarak bir parça tapusuz taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, orman niteliğindeki taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hukuki değerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, köy tüzel kişiliği savunma yapmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 13.7.2007 tarihli krokide B ile gösterilen 56.425.60 m2 taşınmazın davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine, hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescile konu taşınmaz 1979 yılında yapılan genel kadastroda orman niteliğiyle tespit dışı bırakılmış, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda orman olarak belirlenen sahada kalmakta iken davacının açtığı dava sonunda Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1987/138 esas 1987/551 karar sayılı hükmü ile orman kadastro tutanağının söz konusu yer ilişkin bölümü iptal edilerek orman sayılmayan alanda kaldığı belirlenmiş, hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 11.2.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Görülmekte olan davada davacı taraf, 20 yılık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, TMK'nun 713/1-3. maddelerine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Böyle bir yerin belirtilen kanun maddeleri uyarınca zilyedi adına tescil edilmesi için en az 20 yıl ekonomik amacına uygun olarak malik sıfatıyla davasız aralıksız zilyet olunması gerekir. Her ne kadar temyize konu dosya içinde yapılan keşifte dinlenen tanıklar davacının 50 yıllık zilyetliğini açıklamışlar, ziraatçı bilirkişi 35-40 yılı aşkın süreden beri tarım arazisi olarak tasarruf edildiğini belirtmişse de, sayısı yukarıda belirtilen dosya arasında bulunan üç kişilik ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 21.9.1987 tarihli ve aynı yere ilişkin Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/545 esas 2004/353 karar sayılı dosya arasındaki ormancı bilirkişi Veli D. tarafından düzenlenen 12.6.1991 tarihli raporlarda tescile konu taşınmazın makilik olduğu, mersin ve pırnal meşeleri ile kaplı olduğu belirtilmiştir. Taşınmaz başında yapılan keşif sonunda maddi bulgulara göre uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen söz konusu raporlar taşınmazın önceki niteliğinin belirlenmesi ve zilyetlik süresi bakımından güçlü delil olur ve davacı için bağlayıcıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında 17.10.2006 dava tarihi itibarıyla davacının zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığının kabulü gerekir.
Diğer yandan, temyize konu dosyada yapılan keşif sonunda ziraat mühendisi tarafından düzenlenen 3.9.2007 tarihli raporda, uyuşmazlık konusu taşınmazın %15 eğimli olduğu belirlenmiştir. Funda ve Makilik Sahaların Tesbitine Ait Talimatname'nin 6/D. maddesinde ...arazi % 12'den fazla meyle haizse, bu kabil sahalar toprak muhafaza karakteri taşır ve orman rejimi dışına çıkarılamaz
denilmektedir. Bu madde karşısında da taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle, davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün kabule ilişkin bölümünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL. Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine, 27.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy