(4721 S. K. m. 676, 722, 724)
Dava ve Karar: D. T. ile A. R. S. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair İncirliova Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.04.2008 gün ve 212/161 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 1963 yılında ölen ortak miras bırakan E.S.'den kalan dava konusu 574 parselin yapılan paylaşım uyarınca projesinin oluşturulduğunu, ortak sınıra duvar çekilmek suretiyle tarafların kullanımlarını sürdürdüklerini, paylaşım nedeniyle bu istek yerinde görülmediği takdirde paylaşım da vekil edeninin kendisine isabet eden bölüme iyi niyetle yaptığı evin değerinin arsa değerinden fazla olduğunu açıklayarak TMK.nun 724 ve devamı maddeleri uyarınca tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, tapulu taşınmazların devirlerine ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında yapılan paylaşım sözleşmesine uygun olarak projenin düzenlendiği ve tasarruf edildiği, davacının iyi niyetle yaptırdığı bina değerinin arsa değerinden fazla olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle tapudaki ½ pay oranının iptaliyle 428.46/649 payın E. kızı D. T., geriye kalan 220.54/649 payın tapu maliki davalı A. R. S. adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 676. maddesinde düzenlenen paylaşım sözleşmesi, bu istek yerinde görülmediği takdirde iyi niyetle yapılan bina değerinin zemin değerinden fazla olması nedeniyle tapu kaydının iptal ve tescili isteğine ilişkindir.
Dava konusu 574 parsel, 1956 yılında yapılan kadastroda tarafların ortak miras bırakanı E. S. adına tespit ve tescil edilmiş, 28.05.1998 tarihinde ½ pay oranında davacı ve davalı adına paylı mülkiyet şeklinde intikal ettirilmiştir. Dosyadaki bilgilere göre ortak miras bırakan E.'in 1963 yılında, eşi F.'nın 1978, oğlu H.'nin de 1996 yılında bekar ve çocuksuz olarak ölümüyle mirasının davacı ve davalıya ildiği belirlenmiş olup, bu konuda taraflar arasında her hangi bir uyuşmazlıkta bulunmamaktadır.
TMK.nun 676. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya mirasçılar arasında yapacakları paylaşma sözleşmesinin mirasçıları bağlayacağı belirtilmiş, aynı maddenin son fıkrasında da, paylaşma sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına bağlı olduğu vurgulanmıştır.
İncelenmekte olan dosyada tarafların Hacı Ali Obası 574 nolu parsel maliklerinin zemin kullanım durumu başlıklı belge ile 574 parselde davacı ve davalıya bırakılan yerlerin krokisine işaret ettirilmek suretiyle belirtildiği, altına da şekildeki gibi zeminde bu şekilde kullanmayı kabul ediyoruz denilmiş, taraflara isabet eden alanların miktarları belirtilmek ve harflendirilmek suretiyle belge imza edilmiştir. Davada önemli olan, davacının ileri sürdüğü paylaşım olgusunu doğrulayan bu krokinin TMK. nun 676. maddesinin buyurucu hükmü karşısında paylaşım sözleşmesi niteliğinde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Az öncede açıklandığı üzere, paylaşım sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlanmıştır. Terekenin paylaşımına ilişkin sözleşme yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olamaz. Somut olayda tarafların 574 parseli paylaştıkları, kendilerine isabet eden bölümleri ayrı ayrı belirledikleri, isimleri yazılmak suretiyle paylaşım olgusunun somutlaştırıldığı açıklandığına göre, tarafların paylaşmaya ilişkin iradelerini açıkça ortaya koyan ve imza altına alınan böyle bir belgenin yazılı taksim sözleşmesi olarak kabulü gerekir. Mahkemece de, belgenin bu yolda değerlendirilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne var ki, dava konusu parsel 28.5.1998 tarihinde paylı mülkiyet şeklinde taraflar adına tapuya tescil edilmiştir. Yapılan bu intikal ile elbirliği mülkiyet hali sona erdirilmiştir. Paylı mülkiyette paylaşım işleminin mutlaka Tapu Sicil Müdürü önünde resmi şekilde düzenlenmesi gerekir. Terekenin mirasçılar arasında paylaşımına ilişkin TMK. nun 676. maddesinin paylı mülkiyet hakkında uygulanması mümkün olmaz. Taşınmazın öncesinin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olması veya mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde yazılmış olmasından sonra anılan maddenin uygulanması mümkün olmaz. Somut olayda, paylaşımı içeren belgenin hangi tarihte düzenlendiği yazılı olmadığı gibi, mahkemece bu husus üzerinde de durulmamıştır. Gerçekten de, paylaşım dava konusu parselin taraflara paylı mülkiyet şeklinde intikal ettirildiği 28.5.1998 tarihinden önce yapılmış ise geçerli bir paylaşımın bulunduğu göz önünde tutularak şimdiki gibi davanın kabulüne, şayet paylaşım paylı mülkiyetin oluşumundan sonraki bir evrede yapılmış ise, resmi biçimde yapılmayan bir paylaşım hukuken bir değer taşımayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekir. Yapılan inceleme bu bakımdan hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili, paylaşım ve iyi niyetle yapılan bina değerinin zemin değerinden fazla olduğu gerekçesiyle kademeli olarak istekte bulunmuş, mahkemece her iki iddianın gerçekleştiği görüşünden hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Kademeli olarak ileri sürülen isteklerden birisinin başarıya ulaşması halinde artık diğeri yönünden karar verilmesine gerek kalmaz. Kaldı ki, davacının yapmış olduğu bina paylaşım tarihinden önce, taşınmazın elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu evrede yapılmış ise, mirasçılardan birinin zilyetliği tüm mirasçılar adına geçmiş sayılacağından böyle bir yerin TMK. nun 722 ve devamı maddeleri uyarınca iptal ve tesciline karar verilemez. Ancak, elbirliği mülkiyet haline son verilip, taşınmaz paylı mülkiyet şeklinde tapuya kaydedildikten sonra bina yapılmış ise paydaşlar birbirine karşı üçüncü kişi durumunda olduklarından böyle bir iddianın koşulların oluşması ve kanıtlanması halinde yerine getirilmesi mümkün olabilir. Bu yönde yapılan incelemede noksandır.
Davalı vekilinin yukarıdan beri izah edilen sebep ve gerekçelere göre temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 28,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy