(4721 S. K. m. 2, 683, 701, 702)
Dava: Sibel ve müşterekleri ile Döndü ve müşterekleri aralarındaki el atmanın önlenmesi davasının reddine dair Zonguldak 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 05.10.2007 gün ve 335/266 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın ortak miras bırakan Reşit'ten kaldığını, paylaşımın yapılmadığını, davalılar tarafından vekil edeninin taşınmaza sokulmadığını, kullanımına engel olunduklarını açıklayarak davalılar tarafından paya yapılan müdahalenin önlenmesine ve 5 yıllık kullanım süresinin karşılığı olan şimdilik 6000.-YTL ecrimisil bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve vekil edenlerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, taşınmazın yapılan anlaşma sonucu vekil edenleri tarafından kullanıldığını, ortak miras bırakan Reşit'in ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan paylaşım sonucu vekil edenlerine düştüğünü açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ...taşınmaz üzerinde bulunan inşaatların Mehmet tarafından yapıldığını, bahçeye fidanların dikildiğini, araziyi Mehmet'in ihya ettiğini, Mehmet'in mirasçılarının da aynı özeni gösterdiğini, taşınmaza bakım yaptıklarını, uzun yıllar sonra davacıların dava açtığını, hak talep ettiklerini, dava açma anına kadar davacıların, taşınmazın davalılar tarafından kullanılmasına zimni olarak muvafakat ettiklerini, uzun sayılacak bir süre sonra dava açmalarının MK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacıların murisi Mustafa'ya verilen taşınmazın kolejde okuyan davacıların okul masraflarının karşılanması için davalıların murisi Mehmet tarafından satıldığını... gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nun 683. maddesi gereğince çözümlenmesi gereken ayni hakka ilişkin miras payına yapılan müdahalenin önlenmesi ve ecrimisilin tahsili davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, gösterilen gerekçe dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Davacılar vekili, ortak miras bırakan ve 1981 yılında ölen Reşit'ten kalan taşınmazların paylaşamadığını iddia etmiş, davalılar vekili ile ölümden sonra yapılan paylaşımdan söz etmiştir. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, ortak miras bırakan Reşit'ten kalan taşınmazların tüm mirasçıların katılımıyla yöntemine uygun biçimde yapılan bir paylaşımın olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince ölen Reşit'in terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı taşınmazın tümüne yaygındır. Terekeye dahil bir veya birkaç ya da tüm taşınmazlar için her bir mirasçının ayrı ayrı diğer mirasçıya karşı paya yönelik müdahalenin önlenmesi davasını açmaları mümkündür. Bu tür bir davanın açılması için en önemli koşul, davayı açan mirasçı veya mirasçıların diğer mirasçılar tarafından taşınmazın kullanılmasına engel olunması ilkesidir.
Bu bakımdan mahkemece yapılacak iş; kök muris Reşit'ten kalan terekeye dahil taşınmazların tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığı hususunun dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan açık bir şekilde sorularak açıklığa kavuşturulması, kime hangi taşınmazın düştüğünün veya taşınmaz karşılığı neyin verildiğinin saptanması, gerçekten yöntemine uygun yapılmış bir paylaşım varsa dava konusu taşınmazın kime düştüğünün belirlenmesi, davacılara düşmediğinin belirlenmesi halinde davanın şimdiki gibi reddine, şayet tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi ve paylaşımın yapılmadığı anlaşılır ise, bu takdirde engellemenin olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, engellemenin olduğunun belirlenmesi halinde paya yönelik müdahalenin önlenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Yapılan paylaşıma bir tek mirasçı dahi katılmamış ise yöntemine uygun yapılmış paylaşımdan söz edilemez. Bu tür bir paylaşım hukuki sonuç doğurmaz.
O halde iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14,00.-TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy