(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 1, 8)
Dava: Mehmet Yılmaz ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Bünyan Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 16.06.2008 gün ve 247/204 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mehmet Yılmaz, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle 125 ada 58 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının tahminen 30000 m2'lik kısmının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, ham toprak niteliğinde bulunduğunu, zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını ve zilyetlikle kazanma koşullarının davacı yararına oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki zilyetlikle kazanma koşullarının davacı yararına oluşmadığı, davacının aynı çalışma alanı içinde 100 dönümü aşan miktardaki yeri senetsizden edindiği ve fazlasını edinemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hüküm Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesinin bakacağı dava ve işler HUMK. nun 8. maddesinde gösterilmiştir. HUMK. nun 1. maddesinde de görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas olduğu açıklanmıştır. Anılan maddenin 1.bendi hükmüne göre; miktar ve değeri 500,00 YTL'yi geçmeyen davalara Sulh Hukuk Mahkemesinde bakılır. Dava 12.05.2005 tarihinde açılmıştır. Dava tarihi itibariyle 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanuna göre Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev sınırı 5.000 YTL olarak kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle 12.05.2005 olan dava tarihi itibariyle miktar ve değeri 5000.00 YTL'nı geçmeyen davalara Sulh Hukuk Mahkemesinde bakılır. Davacı, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu taşınmazın 1000,00 YTL değerinde olduğunu belirtmiş, 23.05.2007 tarihli keşif sonrasında 25.05.2007 tarihli rapor sunan ziraat bilirkişisi de raporunda dava konusu taşınmazın 4943,55 YTL değerinde olduğunu bildirmiştir. Fakat, 32957,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, 4943,55 YTL değerinde olması günün ekonomik koşulları karşısında kabul edilemez. Gerek, dava dilekçesinde bildirilen ve gerekse ziraatçı bilirkişi aracılığıyla belirlenen değer, taşınmazın gerçek değerini göstermekten uzaktır. Hakim, tarafların dilekçede gösterdikleri veya bilirkişinin bildirmiş olduğu değerle bağlı değildir. Mahkemece kamu düzeni ile ilgili olan görev hususu belirlenmek üzere yeniden bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla uyuşmazlık konusu taşınmazın gerçek değerinin saptanması ve buna göre görev yönünün düşünülmesi gerekirken, bu yön göz önünde tutulmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması yasaya aykırıdır.
Bundan ayrı: mahkemece yapılacak inceleme sonunda görevli olduğu kanaatine varılır ise; davacı adına aynı çalışma alanı içinde senetsizden 100 dönüm norm sınırının dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, 26.07.1972 tarihinden sonra, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Davacı adına aynı çalışma alanı içinde, Bünyan Kadastro Mahkemesinin derecattan geçerek kesinleşen 2004/144 esas sayılı ilamıyla senetsizden toplam 35224,96 m2 iktisabının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak, Bünyan Tapu Sicil Müdürlüğü'nün mahkemeye hitaben bildirdiği toplam 15 parça ve 79761,06 m2 yüz ölçümünde olan parsellere ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtları getirtilmemiş ve aynı çalışma alanı içinde olup olmadığı, senetsizden olup olmadığı, davacı adına kesinleşip kesinleşmediği, intikal ve temlik durumu üzerinde de durulmamıştır. Davacının, senetsizden edindiği Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından bildirilen parsellere ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtları bulundukları yerden getirtilerek, 40-100 dönümlük norm sınırının dolup dolmadığı denetlenmeden davanın reddine karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 24.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy